GERÇEK KUTLAMA

GERÇEK KUTLAMA

Merhaba;

Bir mezar taşında şöyle yazar…

‘’Genç ve özgürken, düşlerim sonsuzken, dünyayı değiştirmek istedim. Yaşlanıp akıllanınca, dünyanın değişmeyeceğini anladım. Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak sadece ülkemi değiştirmeye karar verdim; ama o da değişeceğe benzemiyordu. İyice yaşlandığımda artık son bir gayretle, sadece ailemi ve kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim. Ve ölüm döşeğinde yatarken, birden fark ettim ki önce kendimi değiştirseydim, ailemi ve yakınlarımı da değiştirebilirdim. Onlardan alacağım cesaret ve ilhamla, ülkemi daha ileri götürebilirdim. Kim bilir belki dünyayı bile değiştirebilirdim.”

Kendini keşfettiğin, çözümlediğin, başkasına benzemeye çalışmadığın, doğru olanı aramaya çalıştığın, bir ağacın gölgesinde var olmak yerine kendi güneşini aramaya çabaladığın, başkalarının elbiselerinden soyunmaya ve hiç’ten kendini oluşturmaya doğru giden süreci başlattığın zamanı kutlamak daha eğlenceli olmayacak mı? Yazar ve şair olan Bukowski’nin dediği gibi  : “Bazen kendine gelmen için başkalarından gitmen gerekir.”

Kolaylıktan, hazır buluculuktan sıyrılıp, zora talip olduğun ve O Zor olanı başarmanın verdiği hazzı kutlamak daha unutulmaz olmayacak mı?

Usta öğretmen ve ünlü düşünür Stephen Covey ‘in belirttiği gibi, “hayata bir kariyer değil, bir misyon gözüyle baktığın zaman gerçek mutluluğun faydalı olmakta yattığını anladığın zaman kendini keşfetmenin ne Kadar büyük ve mücadelenin ne Kadar zorlu olduğunu anlayıp ve kendini bu doğrultuda oluşturulan alışkanlıkların geçerliliğini çözümlediğin zamanın “aslında kutlanası bir zaman olduğunun farkına varmak daha güzel olmayacak mı?

Benlikten, bencillikten kurtulduğun ve insanlığa faydalı, iyi ve üretken olmaya devam ettiğin sürece gerçek doyuma ulaştığını hissettiğin zamanı kutlamak daha mükemmel olmayacak mı?

Kendi acımızın yanı sıra birlikte yaşadığımız insanların yaşantısında ve ilişkilerinde gördüğümüz benzer acılara teknik ve anlık çözümlerle bir bakıma toplumsal yara bantları ve aspirinlerle müdahale etmek yerine çünkü hepsi ağır sorunlara uygulansa da onları geçici gideriyor, alttaki kronik sorunları çözmüyor, iltihaplanıp tekrar çıkmalarına neden oluyor. Daha kalıcı, sorunu oluşturan tümörü yok edici çözümleri keşfetmeye başladığımız günün verdiği doyumu kutlamak daha hareketli olmayacak mı?

İnsan düşlediği inandığı her şeyi gerçekleştirebilir. Bunun için kendi kalbini dikkatlice araştırması gerekir. Çünkü hayatla ilgili meseleler oradan kaynaklanır.İnsan kalbini tanır, inceliklerini sezgiler ise hayata bakış açısı değişir. Buna kalbin ve zihnin izdivacı deriz. İşte bu izdivacın gerçekleşmesi de kutlanacak bir gün değil midir?

Biz dünyayı olduğu gibi değil olduğumuz gibi görürüz. Gördüklerimizi anlatmaya başlayınca aslında kendimizi, algılarımızı tanımlarız. Başkaları bizle aynı şekilde görmediği zaman onlarla çatışmaya gireriz. Ama şunu unuturuz aslında kafaları çalışan samimi insanlar her şeyi farklı görürler. Hepsi kendine özgü deneyim merceğinden bakarlar. Taklitten uzak farklı çerçeveden bakmayı başaran insanlardır onlar kendimiz onları inceler gerçeklik kıstaslarına göre sınar başkalarını dinler onların algılarına açık hale geldiğimiz de daha geniş bir resme ve çok daha nesnel bir görüşe sahip olunca da kendimizi çözümlemiş oluruz. Tıpkı arapsaçı olmuş bir denklemi çözmenin verdiği mutluluk gibi. Ne müthiş bir kutlama olmayacak mıdır bu günü kutlamak?

“İnsanları bilen akıllıdır

Kendini bilen bilge

Başkasını yenen güçlüdür

Kendini yenen egemen

Halinden memnun olan zengindir

Nefsini yenen istençli

Yerini korumayı bilen kalıcıdır

Ölüp de yok olmayan ölümsüz.

Lao Tse: “Tao Te Ching”

Varın siz düşünün bakalım acaba hangi günü kutlacağımızı…

GÖRÜŞMEK ÜZERE …

HOŞ KALIN…

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?