Ahmet Laz
Ahmet  Laz
ahmetlaz@hotmail.com.tr
AK PARTİNİN YÜZ(Ü) KARA’LARI
  • 0
  • 5
  • 27 Kasım 2018 Salı
  • +
  • -

Günler, aylar ve yıllar hızla geçti ve bir yerel seçim dönemine daha geldik. Bir beldeye hizmet yapmayı gönülden isteyenler, kendi çevrelerini de dürüst, iş bilir ve kaliteli kişilerden seçiyorlar. Bir kere daha gördük ki, bunu istemeyenler de kendilerine tam aksi bir çevre oluşturuyorlar. Geçen beş yıllık dönemde, dalaverecilerin nasıl efendilik yapmaya kalktıklarına şahit olduk.
Bugün artık son 5 yıllık dönemde Kilis’e hangi hizmetler yapıldı diye sorma vaktidir. Halkımızın gördüğü en önemli hizmet, en acı günlerimizden biri olan cenazelerimizde yapılan belediye hizmetleri oldu. Takdire şayan bu hizmetten başka belediyemizden standart temizlik hizmetlerinin dışında farklı bir hizmet göremedik. Ne yollarımız genişletildi, ne doğru dürüst kavşaklar yapılabildi, ne de oto park çözümleri üretildi. Bilbordlara bakarsak üç beş metrekarelik ekinlikleri de parktan sayan belediyemiz, epeyce park yapmış görünüyor. Geleceğe yatırım yapan belediyeler, en yakın akarsulardan kentlerinin su ihtiyacını karşılarken, bizim belediyemiz birkaç sondaj ile geçici çözümler üretebildi. Hatta geçtiğimiz yaz, yükselen dövizden dolayı bazı malzemelerin tedarik edilememesi nedeniyle susuz kalma tehlikesi bile atlattık.
Hasan Bey’in vaatleri arasında bulunan ancak yapılamayan veya yapılmış olsa da beğenilmeyen hizmetler o kadar çok ki, hangi birini saymalıyız? Yapılan kavşaklar için ‘ellerine sağlık, peh ne güzel oldu’ diyen yok! Halk ekmek kurulamadığı için artık İstanbul ve Ankara ile aynı fiyata ekmek yemek zorunda bırakıldık. ‘Kentsel Dönüşüm’ yapılamayınca şehir içinde hareket edemez ve hatta nefes alamaz hale geldik. İlimiz, caddelere asılan pankart ve bilbord reklamları ile bize tanıtılmaya çalışıldı. Yani bizi başkalarına tanıtmaya çalışacaklarına, bizi bize tanıtmaya çalıştılar. Şehrimizin tanıtımı yeterli yapılamayınca ve butik oteller açılamayınca ne yazık ki turizmin nimetlerinden de faydalanamıyoruz. İşin ciddiyetini kavrayamayanlar, belediyede bundan sonra yer bulamayacaklarını anlamışlar ki, İl Kültür Müdürlüğü koltuğuna oturmaya çalışıyorlar. Argoyu kültür zanneden yabaniler ile bir ilin kültürüne katkı sağlamak mümkün değil.
Av. Hasan Kara’nın belediye başkanı olduğu dönemde Polateli OSB, yağmacıların eline geçmedi ama o bölgede bir gelişme de sağlanamadı. Aynı bölgede daha önce, ‘tekno park’ yapımı da aynı çevrelerce engellenmişti. Hassa’da büyük bir OSB nin yapımına başlanması ile bizim de beklentilerimiz heba oldu. Polateli OSB alanını yağmalamak için ilimize gönderilen memur, tüm ataklarında başarısız olunca, bu yağmacıların da hevesleri kursaklarında kaldı.
Bu dönemde ilimize yapılması planlanan hastane de başkanın anlamsız engellemeleri yüzünden yapılamadı. Belediye’nin üçgen alan, Belediye Çarşısı, yeni Belediye binası, Ekrem Çetin Camii yanındaki alan ve sabah pazarındaki otopark için yaptığı ihalelere şaibeler karıştı. ‘Açıklık’ politikasını istemeyen başkan, bu ihalelerde yapılan yanlışlara cevap bile veremedi. ‘Ben yaptım oldu’ mantığı ile yapılan bu ihaleler, Kilis’te Başkan’ın itibarını da düşürdü.
AK Parti genel merkezi, dönemin Ekrem Erdem başkanlığındaki teşkilatının dengesiz hareketleriyle, 5 yıl önce aday adaylarının seçiminde yaptığı kişileri itibarsızlaştırmanın cezasını, bu sefer kendisi itibarsızlaşarak ödedi. AK Parti’ye bu dönemde, Türkiye çapında belediyelere başkan olmak için sadece 7200 kişi müracaat etti. Ülkemizde 1500 civarında belediyelik merkez olduğunu düşünürsek, her beldeye ortalama 5 kişi bile düşmeyecektir. Halbuki geçen dönemde sadece Kilis’te 17 aday adayı olmuş, ancak genel merkez bu 17 adayın hiçbirini dalavereci biri yüzünden görüşmeye bile değer bulmamıştı. O zamanki AK Parti merkez teşkilatı, o davranışı ile kendi itibarını da kaybetmiş oldu. Türkiye’deki tüm siyasi parti kadrolarının ivedilikle yenileşmeye olan ihtiyacı, hep ‘benim dışındakiler yenilenmeli’ mantığındaki liderler yüzünden maalesef gerçekleşemiyor.
1970 li yıllarda kullanılan ‘enflasyon ve devalüasyon’ kelimeleri, Rahmetli Özal’ın döneminde ‘fiyat ayarlaması’ şekline dönmüştü. Aynı kelimeler, Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak tarafından da ‘ekonomimize yabancı saldırısı’ olarak ifade ediliyor. Yani ülkemizde enflasyon ve devalüasyon yokmuş da yabancıların ekonomiye saldırısı varmış. Ekonomimize saldırdığı her fırsatta ifade edilen ABD ile de papazı bırakarak artık bir dost ve müttefik olarak barışmış olduk. Ama atı alan da Üsküdar’ı geçmiş oldu. Bir başka değişiklik de ‘koalisyon’ kelimesinde oldu. Artık ‘koalisyon’ un da adı değişerek ‘ittifak’ haline geldi. Bundan böyle Türkiye’de ‘enflasyon’ ve ‘devalüasyon’ da olmayacak, ‘koalisyon’ da… Yerlerine ‘yabancı saldırılar’ ve ‘ittifaklar’ olacak.
Garip olan bir gerçek de Başkan Erdoğan’ın bu ittifakları, ‘karşılıksız’ olarak değerlendirmesi oldu. ‘Af’ konusu gündeme geldiğinde artık ittifakın da karşılıksız olmadığı ortaya çıkmıştı. Başkan Erdoğan bunu anladı ama kendisine pahalıya mal olacağını henüz anlayamadı. Erdoğan’ın ‘herkes yoluna’ dedikten sonra, Bahçeli’ye yeniden uzattığı ‘ittifak eli’ karşılıksız kalmadı. Bu ittifakın bedelinin ne olacağını da zaman içinde göreceğiz.
Kısaca ‘adalet’ terazisinin dengesi bozulunca, bünyede erime de hızlanıyor. ‘Fetö’ kadrolarına devletin teslimi ile başlayan adalette bozulma süreci, yeniden tesis edilse bile artık sonun başlangıcına gelinmiş oldu. Yani birilerinde ‘evlat’ acısı, birilerinde de ‘kuyruk’ acısı varken, gerçek dostlukların kurulması da artık mümkün değildir.
Birlik ve dirlik içinde kalın sağlıkla…

Ahmet Laz
ahmetlaz@hotmail.com.tr

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?