BAŞARI TESADÜF DEĞİLDİR EMEK İSTER.

BAŞARI TESADÜF DEĞİLDİR EMEK İSTER.

  

 Çalışma isteğim yok.”
“Çalışmak istiyorum ama çalışamıyorum.”
“Çalışmaya tam başlayacağım sırada çalışmayı erteliyorum.”
“Çalışıyorum ama sınavlarda başarılı olamıyorum.”
“Bir türlü çalışma masasına oturamıyorum.”
“Çalışmaya başlıyorum ama kısa bir süre sonra masadan kalkıyorum (ara veriyorum).”
“Program yapıyorum ama bir türlü uyamıyorum.”

 

Ders çalışmamak birçok öğrencinin sorunu. Çocuklar her türlü imkâna rağmen neden ders çalışmıyor? Gerçekten birçok öğretmen ve velinin kanayan yarası bu olgu.  Gelin konuya farklı bir açıdan bakmaya çalışalım.

 

Ders çalışmamanın çocuğa göre farklılaşan nedenleri olmakla birlikte bazı ortak nedenlerden söz edilebiliriz. Bu sorun sadece çocuklarımızın değil aslında öğrencilik sürecini geçirmiş tüm insanların ortak noktası. Aslına bakılırsa, ders çalışmak özünde kimsenin zevk alarak yaptığı bir şey değil. Çünkü ders adından da anlaşıldığı gibi, sunulan konular dışımızdan birileri tarafından belirleniyor. Doğal olarak da bu kimseye çok heyecanlı gelmiyor. Hatta abartarak diyebiliriz ki, bir çocuğun ders çalışmayı istemesi değil, istememesi daha doğaldır.”

Ders çalışmanın gerçek ödülünün çok uzun zaman sonra üniversite sınavı ya da iyi bir meslek sahibi olunduğunda alındığı göz önüne alırsak , bu ödüllerin en büyük tehdidinin çocuğun burnunun ucunda duran, bilgisayar, TV, sinemaya gitme, arkadaşlarla sosyal bir ortamı paylaşma gibi etkinlikler olduğunu söyleyebiliriz. Bakın ünlü bir beyin bilimci ne diyor.” Bir çocuğun ders çalışabilmesi için, şimdiki hazdan vazgeçip uzun vadeli sıkılmayı göze alması gerekiyor. İşte bu, çoğu zaman beynimizin tercihleri ile örtüşmeyen bir durum. Çünkü beynimiz en kısa sürede haz veren faaliyete yönelmeyi sever. Beynin, hazzı kontrol eden alın bölgesi en geç olgunlaşan (yirmili yaşlar) bölümüdür. Bu nedenle, çocukların ders çalışmayı istememesi bir suç değil, beyinlerinin tercihidir.”

Çocukların ders çalışmasını sağlamak çok iyi yönetilmesi gereken bir süreçtir. Yaşa göre farklı uygulamalar söz konusu olsa da genelde çocuklar üzerinde uygulanan ve başarı elde edilmiş bir modelden söz etmek mümkün. Bu yöntem genelde henüz ders çalışma alışkanlığı oturmamış çocuklarda etkili oluyor… Bu yönteme gelin bir göz atalım…

 

İlk aşamada, çocuğunuzla konuşarak günde en az ne kadar ders çalışabileceğini sorun. Diyelim ki bir saat demiş olsun. Bu sürenin yarısı olan 30 dakikayı esas alın. Çocuğunuza da, “Sen bir saat dedin ama ben senden bir saat çalışmanı istemiyorum, sadece 30 dakika çalışmanı istiyorum” deyin.

“Çünkü şu an sende öncelikle ders çalışma alışkanlığını kazandırmamız gerekiyor” gibi bir açıklama, uygulamanın başlangıç mantığını çocuğun fark etmesini sağlar.

 Rutin oluşturun İkinci aşamadaki temel hedef, çocuğunuzun belirlenen süreyi her gün çalışmasını sağlamak olmalı. Bunun için ona, “Belirlediğimiz süre ile ilgili bazı kurallarımız var. Bu kurallarımızdan birincisi, belirlediğimiz bu 30 dakikalık çalışma süresini her gün tekrarlayacağız. Tüm sürelerimizi biriktirip hafta sonu çalışmak yok” şeklinde bir açıklama yapın.

Düzeni kurun üçüncü aşamada, çocuğunuzun çalışma ortamı ile ilgili düzenin oturtulması gerekiyor. Çocuğa, “İkinci kuralımız, televizyon karşısında, yatarak, uzanarak çalışmak yok. Telefon, tablet, bilgisayar yok Belirlediğimiz süreyi, çalışma odamızda ve masamızda tamamlıyoruz. Çünkü senin hep aynı ortamda çalışmanı sağlayarak çalışma alışkanlığını pekiştirmek istiyoruz” demelisiniz.

Bu aşamalardaki başarı çocuktaki psikolojik direnci kırmaya yardımcı olacaktır.

Otokontrolü sağlayın dördüncü aşamada Çocuğunuzun belirlenen sürenin altına düşmemesini sağlayın. Bu aşamada çocuğunuzla, “Senden, belirlediğimiz 30 dakikalık sürenin altına düşmemeni istiyorum. Bunun nedeni, senin ders çalışma alışkanlığını kazanabilmen için otokontrolünü güçlendirmeyi istememiz. Böylece, belirli bir öz disiplin kazanacak ve bu alışkanlığı iyice güçlendirmiş olacaksın” şeklinde konuşun. Masasına bir çalar saat koyarak kurmasını istemek ve süreyi çalar saatle kontrol altına alması işi biraz daha ciddi boyuta taşıyacaktır.

Motivasyonu artırın beşinci son aşamada, çocuğunuzun motivasyonunu geliştirici hamleyi yapmak son derece önemli. Çocuğunuza, belirlenen sürenin üstüne çıkmakta serbest olduğunu söyleyin. Bir başka ifadeyle, “Eğer istersen, 30 dakikadan daha fazla çalışabilirsin” anlamında bir mesajla, çocuğun çalışma isteğindeki yoğunlaşmaya bağlı olarak tercih yapması sağlayın. Özellikle bu aşamada, çocukların birçoğu, kendilerinin bile farkında olmadıkları şekilde belirledikleri sürenin üstüne çıkıyor. Böylece çocuklar, düşündükleri ve belirledikleri sürenin üstüne çıkmanın gururunu yaşıyor ve başarılı oldukları ya da başarılı olacakları inancını iyice güçleniyor. Bu hissediş, onlar açısından önemli bir kırılma aşaması oluyor.

     

    Unutulmamalı ki, her başarısızlık bir sonraki başarısızlığın, her başarı da bir sonraki başarının zeminini hazırlar.


                      Hoş kalın sağlıcakla…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?