A. Servet Yılmaz
A. Servet  Yılmaz
a.servetyilmaz@hotmail.com
BU DEVRAN BÖYLE GİTMEZ!
  • 0
  • 489
  • 04 Temmuz 2018 Çarşamba
  • +
  • -

İnsanı yaratan, onları yeryüzünde çoğaltan, yayan ve topluluklara ayıran Allah’tır. İnsanlar arasında kimi hakkı ve kimi de batılı tercih eder. Bunun bir sonucu olarak, insanlar arasında hak-batıl kavgası yapıladurmakta, ilk zamanlardan günümüze kadar da asırlarca bu kavga sürmektedir. Kimi zaman yeryüzünde hak galip gelirken kimi zaman da batıl tüm azgınlığıyla galip gelebilmektedir. Eğer devran ve dönem sürekli batılın lehinde ve hakkın aleyhinde olsaydı, “Eğer Allah’ın, insanların bir kısmı ile diğer kısmını engellemesi olmasaydı yeryüzünde düzen bozulurdu.” (Bakara Sûresi: 251) beyanında Allah’ın bildirdiği üzere yeryüzünde düzen bozulurdu. Evet, hak ve batıl mücadelesi ilk insanlardan bugüne devam edip durmaktadır. Bu hususta, “(Allah) O günleri biz insanlar arasında döndürüp duruyoruz.” (Âl-i İmrân Sûresi: 140) buyurmaktadır.Nihayette ise Yüce Rabbimiz, “De ki: “Hak geldi bâtıl yıkılıp gitti! Zaten bâtıl yıkılmaya mahkûmdur.” (İsrâ Sûresi: 81) beyanıyla hakkın üstün geleceğini bizlere haber vermektedir.
Kur’an-ı Kerim içerdiği kıssaların birçoğunda, yeryüzünde hakkın taraftarlarının batılın taraftarlarından çektikleri acı, ızdırap ve zulüm haber verilmektedir. İlk insandan bu güne değin bu hususa dair birçok tablo ve acı hatıra vukubulmuştur.
Son yüzyılda, dünya devletlerinin Osmanlı’ya ve Müslümanlara yönelik başlattıkları saldırılar; Birinci Dünya savaşı, Anadolu’nun işğal edilmesi ve akabinde de birçok din aliminin idam edilerek, maddi-manevi büyük kayıplara sebep olmuş ve Müslümanlar çok acılar çekmişlerdir.
Yine son yüzyılda siyaset, demokrasi ve laiklik adı altında insanlığa ve müslümanlara birçok zulümler, baskılar ve eziyetler yapılmıştır. Bir takım insanlar, kendi icad ettikleri demokrasi oyunuyla ve laiklik senaryolarıyla, uzun süre gücü ellerinde tutarak, halka istediklerini yapmışlardı. Başlangıçta halka, oy ve seçimle kişilerin iktidara talip  olabileceklerini, yönetime yetki kazanacaklarını bizlere anlattılar. Sandıklardan çıkan sonuçlara ise çoğu zaman razı olmadılar ve askeri darbelerle bizleri terbiye etmeye yeltendiler. Halbuki bize demokrasi, sandık, seçim, halkın kendi kendisini seçmeyi ders verenler bunlardı. Bunlar; kanunları, yönetmelikleri ve şerhleri istedikleri şekilde evirip çevirerek yorumluyorlardı.
Bunlar, insanların hür iradeleriyle seçtikleri başbakanları ipe götürdüler, alimleri zindanlara hapsettiler, camilerin dolup taşmasından, imam-hatip okullarından ve başını örten insanlardan son derece rahatsız olup, halka baskı yaptılar, inançlarından vazgeçirmeye çalıştılar ve zulmettiler. 28 Şubat (1997) gibi zamanlarda, insanların hür iradeleriyle seçtikleri iktidarları tanklarla ezmeye, kirli postallarıyla asil insanları çiğnemeye ve kara yüzleriyle halkı korkutmaya kalkıştılar. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de karşılaştığım şu ayet, ne güzel tevafuk etmektedir. Şöyle ki;“(Yahudiler) tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarını bozdu. Evet, Allah en iyi tuzak bozucudur.” (Âl-i İmrân Sûresi: 54) Ayet sayısının 54 olması ve 54. Hükümete karşı yapılması ne tevafuktur, fakat neticedeki ilahi beyanda belirtilen “Allah onların tuzaklarını bozdu. Evet, Allah en iyi tuzak bozucudur.” buyrularak, istikbalde devranın değişeciğini zımnen haber vermektedir.
Bugün devran dönmüş; bize demokrasi, sandık, seçim ve insan hakları diyenlerin kurdukları tuzak başlarına geçmiştir. Bütün hayırlı teşebbüslerin ve hizmetlerin önüne set çekmeye çalışanlar, halkın gücü ve hakkın takdirinin önünü alamamışlardır.  Evet, son asırlarda ve özellikle son yüzyılda İslam’ın gerilmesi ve Müslümanların birçok zulme maruz kalmasına karşın, inanmış bir takım insanları davalarından vazgeçirememiştir. Bunlar ise azim, kararlılık, cesaret, sabır ve Allah’a olan güven ve bağlılıklarını kaybetmeden yollarına devam etmişlerdir. Nitekim,“Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler yalnız Allah’a güvensinler.” (Âl-i İmrân Sûresi: 160) buyruğunun bir nişanesi olarak, bugün devran dönmüş ve hak üstün olmuştur. Bu devranı hakkın lehine ve küfrün aleyhine çeviren Allah’tır, O’na hamd olsun.
Güven ve istikrar tercihimiz hayırlı olsun…
Abdullah Servet YILMAZ
a.servetyilmaz@hotmail.com

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?