BU GÜNÜN İŞİNİ YARINA BIRAKMA

BU GÜNÜN İŞİNİ YARINA BIRAKMA

Merhabalar

Keşke, işimizi yaparken önümüze hiçbir engel çıkmasa. Fakat hayatta hiçbir başarı çok rahat bir şekilde elde edilmez. Dikkat ettiyseniz, bizim için en yararlı olan işlerin büyük çoğunluğu hep sıkıcı ve yorucu işlerdir. Sıkıcı bir işi erteleyerek, onu yapmak için heves ve enerjimizin gelmesini beklersek sadece kendimizi kandırmış oluruz. Çünkü büyük ihtimalle, o heves hiç bir zaman gelmeyecek ve böyle devam ederse de, biz hiç bir zaman amaçlarımıza ulaşamayacağızdır. Üstüne bir de o işler beynimizde ağır bir yüke dönüşüp ekstra stres yaratacaktır. Bu yüzden, bir işi ne kadar ertelersek, o iş bize sanki 10 kat ağır bir iş yapıyormuşuz gibi gelmeye başlayacak ve bizim için büyük bir eziyete dönüşecektir. Şunu hiç bir zaman unutmamak gerekir ki erteleme işin kaçma tarafıdır. Örneğin genelde hepimiz yaşamışızdır saat 5 olsun yapayım, 6 olsun başlayayım, 8 de mutlaka başlarım, geç oldu artık yarın başlar tamamlarım. Büyük ihtimalle yarında ertelenecektir. Böyle böyle artık erteleme hastalığına kapılmış bireyler haline geliriz.

Erteleme problemini tembellikle karıştırmamak gerekir. Çünkü tembellik o işi, tamamen yapmamaktır. Yapılmadığı için de stres veya kaygı çekmez. Oysaki erteleme problemi yaşayan birey o işi yapmadığı ve ertelediği için daha fazla strese ve kaygıya girer.

Farklı bir açıdan baktığımızda o işi yapmak için bir motivasyonun olmasını bekleriz. Âmâ oysaki zaten  o işe başladıktan sonra motivasyon gelecektir. Örneğin kitap okumaya başladığımız zaman motivasyon olacağızdır. İşi yaparsak motivasyon arkadan gelecektir .Şu yanlışa düşmemek gerekir motive olamıyorum ki başlayayım. Günümüzün en büyük sorunlarından biri motivasyon beklemek. Ünlü bir şairin şu sözlerini dinlemiştim. Şiir yazmak için ilham gelmesini beklemiyorum. Çünkü şiiri yazmaya başladıkça ilhamın geldiğini gördüm ”anlatmak istediğimi ne güzel özetlemiş şair.

Erteleme rahatsızlığından kurtulmanın en iyi yolu öz disiplin sahibi olmaktır. Öz-disiplin anlık olarak ne hissedildiğine göre değil, düşüncelere göre hareket etmeyi esas edinen bir farkındalıktır. Hayatta önem verilen şeyler, anın getirdiği haz ve heyecan içinde  fedakârlıklar yapabilmektir. Öz disiplin bir kasa benzer, ona sürekli egzersiz yaptırmamız lazım. Egzersiz yaptıkça o da gelişir ve bir süre sonra daha ağır ve sıkıcı işleri, hiç içimizden gelmese de yapmaya başlarız.

1980’li yıllarda Francesco Cirillo adlı İtalyan bir öğrencinin bulduğu ve günümüzde hala üzerine çalışmalar yapılan teknikten bahsetmek istiyorum. Zamanı etkin ve verimli kullanmayı amaçlayan bu teknik pomodoro tekniğidir.

Bu tekniğin içeriğinde; zamanla birlikte çalışın, zamana karşı değil. Kendinize yüklenmeyin, baskıdan kaçının. Dışarıdan gelen dikkat dağıtıcı unsurları etkisiz hale getirin. Daha iyi bir iş-yaşam dengesi

kurun gibi söylemler yer alır.

 Tekniği uygularken önce 25 dakikalığına iş veya dersinize odaklanıyorsunuz, sonrasında 5 dakikalık bir mola veriyorsunuz. 1 pomodoro, bu 30 dakikalık sürece denk geliyor. Dört pomodoro yaptığınızda, yarım saatlik bir mola verebiliyorsunuz.

Günde 6-12 arası pomodoro yapmak, ideal sayılıyor. Bu da 3-6 saat arası bir zaman dilimine denk geliyor.Belirli bir zaman kısıttı verilerek, yalnızca bir işin yapılması ile kişinin konsantrasyonun en üst seviyede olması ve zihninin tek bir konuya bütün verimiyle odaklanması amaçlanıyor. Bu teknikle başarı daha çabuk elde ediliyor.

Bizlerde bu tür teknikleri kullanarak erteleme eğilimimizi düzeltmeye çalışabiliriz. Ertelemek zaman kazanmak değildir zaman kaybetmektir.

Ne güzel demiş atalarımız “Bugünün işini yarına bırakma

Hoş kalın sağlıcakla…

,

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?