DERİNLERDEKİ HAZİNE

DERİNLERDEKİ HAZİNE

DERİNLERDEKİ HAZİNE

Merhabalar;

Derin Çalışmak, Profesör Cal Newport’a  göre  “Dikkat dağınıklığı olmayan tam konsantrasyonlu bir durumda, bilişsel yetenekleri sınırlarına kadar kullanarak gerçekleştirilen profesyonel aktiviteler. Dünyayı değiştiren eserler hep bu yöntemle çalışarak ortaya çıkmıştır. Yazılan kitaplar, bestelenen müzikler ya da çözülen problemler, icat edilen şeyler. Kolunu, bacağını, tüm vücudunu kullanarak odaklanmayı gerektiriyor.

Eğer zor şeyleri hızlıca öğrenmek ve potansiyelimizi sonuna kadar kullanarak kalıcı bir şeyler üretmek istiyorsak derin çalışmak zorundayız. Bunun için önce suya girmemiz lazım. Çünkü yüzmeyi unuttuk. Aşılması gereken denizler varken biz sahildeki sığ suların sıcaklığına alıştık.Kolayın ve konforun rehavetine daldık. Sahilde yaptığımız kumdan kalelerle kendimizi oyalayıp duruyoruz. Sonra da bir dalga gelip yıkınca o kaleleri, hemen suçu zamana atıyoruz. Su gibi akıp geçti yıktı kalemi. Sürekli sığ sularda sığ işlerle uğraşırsan kalıcı bir şeyler bırakmayı da bekleyemezsin. Başarmanın hazzını yakalamazsın.

 Suyun akışına dalmak lazım. Burada “akış” kelimesini özellikle vurgulamak istiyorum. Akış kuramı. Binlerce yıldır çeşitli biçimlerde karşılaştığımız ama Macar psikolog Mihaly Csikszentmihályi tarafından adı konmuş olan bu kurama göre insanlarda özel bir zihinsel durum var. Yaptığın işe tamamen dikkatini verdiğin zaman ortaya çıkıyor. Yaptığın işe enerjik bir şekilde odaklandığın, tamamen dahil olduğun zaman akışa girmiş oluyorsun. Csikszentmihályi işinin içindeyken kendini kaybeden sanatçılardan etkilenerek bu konuyu araştırıp isimlendirmiş.

Peki, kendimizi akışa nasıl kaptıracağız? Derin çalışmaya nasıl odaklanacağız?

Dikkati dağıtacak her şeyden uzak bir yer lazım beklide. Evdeki bir oda ya da odadaki bir köşe kütüphane ya da sizin için en uygun ortam.

Carl Jung elektriği bile olmayan bir köy evini kendisine böyle bir ortam yaptı ve analitik psikolojinin kurucu metinleri kabul edilen kitaplar yazdı.

Quentin Tarantino odasına kapanıp bilgisayar bile kullanmadan senaryolarını kaleme aldı.

J.K. Rowling evinin dışında bir yazma mekanı oluşturabilmek için İskoçya’da 5 yıldızlı bir otel odasını kiraladı ve “Harry Potter and the Deathly Hallows” kitabını tamamlayana kadar o odada kaldı ve daha bir çok örnek sıralayabiliriz.

Mekandan sonraki ihtiyacımız zaman. Bir zaman planı yapmamız gerekiyor. Önce haftada bir, mesela sadece haftanın bir günü kısa süreli bir derin çalışma yapalım. Sonra bunu günlük bir rutin haline getirelim. Şu ayrıntıya dikkat etmek gerekir, derin dalışa alışkın olmayanlar vurgun yiyebilir unutmayalım. Zaten İsviçreli psikolog Anders Ericsson derin çalışma yapmaya yeni başlayanların bunu günde en fazla 1 saat yapabileceğini söylüyor. Bu konuda ustalaşanlar günde 4 saate kadar konsantrasyonlarını bozmadan derin çalışma yapabiliyor.

Sıra geldi kurallara. Derin çalışma sırasında asla yapmayacağınız şeyler. Bunlara siz karar verin. Dikkatinizi neyin dağıttığını en iyi siz bilirsiniz. Elbette ilk akla gelenler telefon yok, televizyon yok, sosyal medya yok, internet yok kurallarıdır. Bazıları için derin çalışma sırasında belki müzik de yok. Hatta o sırada başkalarıyla konuşmak da yok. Bütün bu yokluklar geçici unutmayın, üstelik müthiş bir varlık doğurabilirler. Az sabır.

Bir de derin çalışma motivasyonumuzu tetikleyecek bir şeyler bulmamız lazım  kendimize. Motivasyon şart çünkü. Başlamak en zoru. Tıpkı dalmadan önce derin bir nefes almak gibi. Bu motivasyonun kaynağı gerçekten de derin nefes almak ya da egzersiz yapmak olabilir. Masanızın üstünü temizlemek de olur, sıcak bir kahve yapmak da. Bu tür küçük ritüeller zihninizi derin çalışmaya hazır hale getirebilir.

Hayatımızın %80’i sahilde ya da sığ sularda, telefonla ya da televizyonla oyalanarak geçiyor ya. En azından %20’sinde anlamlı bir şeyler üretebilmek için denizde yüzmeyi denesek. Kendimizi suyun akışına bırakıp açıldıktan sonra bu kez de derin bir dalış yapıp, sualtındaki cevherleri bulsak müthiş olmayacak mı.. Haftada bir gün ya da günde bir saat bile olsa. Oraya kendimizden başka hiç bir şey götürmesek. Sadece hayallerimizi taşısak. Hedeflerimizi ya da çözmemiz gereken problemleri mekanımızın duvarlarına çizsek. Sonra da bunun için derin derin düşünsek, derin derin çalışsak…

Evet başarı için alın teri en vazgeçilmez olan koşuldur. Ama bir şeyler yaratmak için “Derin Çalışma” gerekiyor. “Eli işte, gözü oynaşta” olarak ciddi işler yapmak, hele hele bir şeyler ortaya koymak  mümkün değildir. En olmadık yerde, en önemli iş başında bile gözünü cep telefonundan ayırmayan “ağzı açık, zihni kapalı, bir durum sergileyenler başarıya ulaşamayanlardır.

Derinlerde kendi hazinen var unutma!

 Hoş kalın sağlıcakla…

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?