GÖNÜL GÖNÜL YARENİ İSTER

GÖNÜL GÖNÜL YARENİ İSTER

MERHABALAR

“Nereye bakarsak, neyi ararsak onu görürüz. Var olana odaklanırsak varlığı, olmayana odaklanırsak yokluğu, aslında hangisine bakmayı öğrenmişsek onu görürüz.” der ünlü bir yazar .

Evlilik bir akıl oyunu değil, istek ve duygu oyunudur. Gönül gönüle gelirse anlayış olur. Uzlaşamama ihtimali konusunda uzlaşmak, aslında iletişimin en üst ve en kıymetli tarifidir. Uzlaşamadığımız alanlar olduğu konusunda uzlaşamaz isek, iletişim kuralım derken çatışır halde buluruz kendimizi, bir nevi kaş yaparken göz çıkarma halidir bu, bilen bilir, çoğumuzun yaşanmışlığı vardır. Uzlaşamadığımız alanda uzlaşmayı zorlarsak eğer restleşme başlar ilişkide bu durum gitgide yıkımları getirir farkında bile olmadan. Özünü söylemek gerekirse iki insanın uzlaşamadığı konuların olması kadar doğal bir şey yoktur. Katiyen uzlaşmak zorunda değilsinizdir. Önemli olan karşılıklı hoş görü ve empati olmalıdır.

Genel bir sorun vardır aileler arası iletişim kopukluğu, en büyük yaradır ilişkide bu durum. Aileler arası maya tutmamış olabilir, ama bu konuda nezaketin en üst sınırını taşımak lazımdır. Saygının en anlamlısını göstermek lazım. Eleştirmek, yargılamak, aşağılamak aslında kişinin kendine zararından başka bir şey olmayacaktır ve tabi ki gönlüne, hayatına yoldaş ettiği yarenini yaralamaktan ve kırmaktan başka bir şey kalmayacaktır kendine. Azerilerin bir sözü vardır “gözümde dağ idin kendini çul etme “işte bu söz ne güzel anlatıyor ilişkinin gidişatını bu nezaketsiz, saygısız, eleştirel, yargılayıcı dil çerçevesinde. Unutmamak gerekir ki söz den acı bir şey yoktur. Söz yarası geçmez. Ağızdan çıkan ok direk kalbi öldürür.

Mükemmelin mümkünün düşmanı olduğunu bilmek lazım. Gönül gönül yarenliği ister. Kendisini doğrusuyla, eksiğiyle, hatalarıyla buyuracak olanı ister. Evliliğin dolaşmak istediği alan burasıdır aslında. Kimse mükemmel olmak zorunda değildir, tam olmak zorunda değildir. Âmâ insan olmak zorundadır. İnsanlığın özünde hata yapabilme vardır. Vicdanlı, merhametli, anlayışlı, saygılı olmak zorundadır her şeye rağmen. Yazının başında yazarın söylediğini hatırlatmak istiyorum neye bakarsan onu görürsün yok olanda yok olursun var olanda var olursun bu kaçınılmaz bir gerçektir.

İç görü çok önemlidir insan kendini bilmeden yola devam edemez. Hiç kimse öbürü adına bir yöntem üretemez. Herkes kendine hastır değiştirilemez. Değiştirilecek olan şeyler kötü hasletleri güzele çevirmektir. Bu da insanın kendini bilmesiyle gerçekleşir. Başımıza gelen talihsiz insanlar yahut olaylar, ıstırabı yaşanıp mesajı alındıktan sonra bırakılmalıdır. Ki özgürleşelim, kendimize dönelim, olgunlaşalım, pişelim. Yoksa hayat akar, biz seyrederiz. Günün sonunda hayat, en önce ve en çok kendiyle baş etme meselesidir.

Konuşmak lazım, en çok da eşle, onun da kaygıları, ezberleri vardır. Güvenmek lazım, hatıraları, iyi kötü hissedişleri, bir çocuğun anne babası olmanın olağanüstü ortaklığını ve lezzetini konuşmak lazım.  

 Evlilik, ben diye düşünmeyi bırakıp biz olarak hayata bakabilmektir

Evlilik bir paylaşmadır; hayatı, sofrayı, yastığı, neşeyi, acıyı, yokluğu, varlığı, sevdayı… Hayat öykümüze eşlik edecek bir yareni, bizi kabul buyuracak eşi aramadır evlilik.

Evlilik 2 kişilik bir yolculuktur. Denge ister. Emek ister. Paylaşmak ister. Yollar hep düz olmaz. Virajlarda dikkat, yokuşlarda kuvvet, inişlerde sabır ister. Bir de ara sıra küçük tatlı sürprizlerle yenilenmek, tazelenmek ister.

HOŞ KALIN SAĞLICAKLA…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?