HADİ BALIĞA!

HADİ BALIĞA!

Merhabalar,

Kendimizle ilgilenmek, kendimizi yenilemek, hayata daha farklı yönlerden bakabilmek, basmakalıptan kurtulmak için en güzel aktivite ne biliyor musunuz? Balık tutmayı öğrenmek. Bu da nerden çıktı mı dediniz? Ne demek istediğimi daha iyi anlatabilmek için antik bir Çin metnine göz atalım. Guanzi’ye…

Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek,
Ağaç dik on yıl sonrası ise tasarladığın,
Ama yüz yıl sonrası ise düşündüğün, halkı eğit.

Bir kez ürün verir ekersen tohum,
Bir kez ağaç dikersen on kez ürün verir
Yüz kez olur bu ürün, eğitirsen halkı.

Balık verirsen bir kez doyurursun halkı,
Öğretirsen balık tutmasını hep doyar karnı.

İşte bu yüzden balık tutmayı öğrenmemiz lazım. Bu tavsiye doğunun kadim bilgeliğinden geliyor ama tavsiyeye kulak verenler genellikle Batıdakiler. Mesela Amerika ve Avrupa ülkelerinde neredeyse tüm üniversiteler ve okullarda direk bilgiyi dayatmak yerine, öğrenmeyi öğretme noktasına odaklanılmış. Maalesef okullarımıza baktığımızda bilgi salt bir şekilde belli başlı kalıplarla sürekli dayatılmaya çalışıyor o hareketli, meraklı, aktif, tertemiz beyinlere sonrası hüsran tabi okula gitmek istemeyen, bunalmış, ödev yapmak, araştırmak ,ders çalışmak işkence haline gelmiş bir tablo çıkıyor karşımıza. Öğrenmenin verdiği hazzı yaşayamayan, bilgiden kaçan bireyler oluveriyor bilinçsizce.

Öğrenmeyi öğrenmek: kişinin kendini ve yeteneklerini tanımasıdır, algı özelliklerini öğrenmesidir, öğrenme prensiplerini bilmesidir, bilgiyi neden, nereden, nasıl ve niçin alabileceğini bilmesidir, duygularını ve duyularını, öğrenmede kullanmasıdır. Peki öğretmeyi öğretmenin amacı dersek; bu öğrendiği bilgilerin yükü altında ezilmeyen, öğrendiklerini kontrol edebilen, denetleyebilen, sorunlarla başa çıkabilen, onları yorumlayıp, analiz edebilen, yeni bilgiler talep eden, öğrenmiş olduklarının eksiklerini görebilen, eksik veya zayıf yönlerini, gediklerini nasıl ve ne şekilde tamamlayacağını bilebilen, kendi kararlarını kendi verebilen, çalışma ve öğrenme tekniklerini bilen ve aktif olarak kullanan insanlar yetiştirmek olacaktır. Öğrenmeyi öğretmek, öğrenilen bilgilerin altında ezilmeden, bilgiyi araç olarak aktif kullanmayı başarmayı gerektirir.

Bu doğrultuda öğrenmek, kuru bilgiye sahip olmak, sadece bir şeyleri bilmek olmayacaktır. Öğrenmek, bilgiyi almak ve işlemek, bilgiyi işlemek de; onu doğru şekilde ve doğru yerden arayıp bulmak, onun ne olduğunu düşünerek, ne işe yaradığını anlamak, nerede kullanılacağını kavramak, hangi bilgilerle birleşeceğini görebilmektir. Bu öğrenmeyi kavramakla kendi yaşamımız, ülkemiz belki de dünya ne kadar farklı olurdu âcizane fikrimle.

Hasret kalmadık mı öğrenmeyi öğrenen, yani bilgiyi arayıp bulan ve yaşamında kullanan, toplumda meydana gelen değişimlere ayak uyduran ve aynı zamanda bu değişimlerin kaynağı olan kişilere. Mevcut bilgileri kullanarak yeni durumlar için gerekli bilgiyi kendi kendine üretenlere. Hayatı verimli yaşamak ile yaşıyormuş gibi yaşamak arasındaki asıl farkı keşfedenlere. Ne kadar güzel yorumlamış yazar geleceği yeniden düşün kitabında:

‘ 21. yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil, öğrenmeyi, öğrendiklerini yeri geldiğinde yenileri ile değiştirebilmeyi ve yeniden öğrenmeyi beceremeyenler olacaktır. ’
Alvin Toffler (Rethinking the Future)

Hadi bizde geleceği tekrardan düşünelim. Balığı servis tabağında sunmak yerine balığın servis tabağına gelene kadar olan tüm sürecini öğretmekle başyalım… İnanın bu daha lezzetli olacaktır.

Hoş kalın sağlıcakla…

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

2 yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?