Tuba Kaya
Tuba  Kaya
tubac1453@gmail.com
HERŞEYE RAĞMEN
  • 0
  • 25
  • 19 Aralık 2018 Çarşamba
  • +
  • -

 Merhaba Sevgili Okurlarım, bundan böyle bu güzel yazarlar ailesinin ben de bir üyesi olarak sizlerle beraber olacağım , sizlerle beni buluşturan Kilis’in Sesi Gazetesi ve Ekibine çok teşekkürlerimi sunarak yazıma başlamak isterim.

Kim bu Tuba Kaya ?1987 yılı Kilis doğumlu. Eğitim alanında yüksek lisans mezunu ve şu anda doktora hazırlık aşamasında olan eğitim koçu, öğrenci danışmanı, sosyolog, okumayı ve araştırmayı seven hayata farklı bakış açılarıyla dokunmaya çalışan bir ANNE.

Küçük şeylerden zevk alabilmek, lüks yerine zarafet aramak, saygı istemek yerine değerli olmak, zengin olmak yerine kimseye muhtaç olmamak, sıkı ve özverili çalışmak, sessizce düşünmek ve dürüst konuşmak; insanları ,doğayı ve bilgileri açık kalple dinlemek, yaşadıklarından ders çıkartmak, kendi içine yolculuk etmek, hayatın iliğini emmek işte benim felsefem.Hayat acılarla, sevinçlerle ve sürprizlerle doludur hep. Bazen çok mutlu olursun, için içine sığmaz, bazense mutsuz ve karamsar. Kimi zaman çaresiz kalırsın ve ne yöne gideceğini bilemezsin. Hep bir dal ararsın kendine düşmemek için. Bir el ararsın tutunmak için hayata. Sımsıkı… Firavun o kadar bebek öldürttü ama oysaki aradığı kendi evinin içindeydi. Kendi içinde aramak lazım başkalarında değil, uzaklarda değil sahip olduğun gücü ve tutunacak dalı o zaman işte düşlediğin ve inandığın her şeyi başarabilmenin hissiyatını yaşarsın. Başkalarının gösterdiği yol , iyi bir eğitim, sağlıklı bir hayat ya da zenginlik getirebilir. Ama o zaman onların istediği insan olursun, Kendi hayallerini hayata geçir. Yoksa maaş karşılığı bir başkasının hayallerini gerçekleştirmek için çalışırsın. Kendin olmak ise düşmek ve kalkmak, denemek ve başarısız olmak, tekrar denemek ve başarmak ya da başaramamaktan geçer.

Kimse bana yardım etmedi. Ben hep yalnızdım. Elimden hiç tutan olmadı. Beni destekleyen biri olsaydı, böyle mi olurdum gibi bahaneler insanın kendini neden başarısız olduğuna ikna etmesi için yeter de artar.Ancak derinlerde bir yerlerde aslında kendimizi kandırdığımızı biliriz. Sadece bunu kendimize itiraf etmeyiz. Zira itiraf edersek, başarısız olduğumuzu kabul etmiş oluruz. Bu da hiç mi hiç işimize gelmez. Nasıl düştüyseniz öyle kalkabilirsiniz aslında zaten başarıya giden yol başarısızlıktan geçmiyor mudur.?Monitördeki kalp atışları misali inişler ve kalkışlar var ise hayat devam ediyor demektir.Dümdüz ilerleseydi oysaki hayat bitmiş olacaktı.

Ünlü düşünür Osho ne güzel yorumlamış bakın hayatı “Hiç kimsenin ilgisine ihtiyaç duymadığın gün olgunlaşırsın, hiç kimseden beklentiye girmediğin gün yara almazsın, hiç kimseye bağımlı kalmazsan kazanırsın”

Hayat tek düze olsaydı hakikaten bir anlamı olmazdı.Sürekli mutlu olsaydınız, mutsuzluğu bilmeyecektiniz Mutluluğun kıymetini anlamayacaktınız.Hep gülseydiniz, ağlamayı bilmeyecektiniz Gülmenin kıymetini bilmeyecektinizGülmek ve güldürmek için uğraşmayacaktınız.Hep güzellikler olsaydı hayatınızda, çirkinlikleri görmeyecektiniz.Güzellikleri yaşamanın ve güzellikleri yansıtmanın kıymetini bilmeyecektiniz.Var olsaydı her şey hayatımızda, yok olmayı bilmeyecektik.Varlığı ile mutlu olduklarımızın değerini bilemeyecektik…Kazanmak var olsaydı hep, kaybetmenin değerini bilmeyecektik Belki de kazanmanın aslında ne demek olduğunu hiç öğrenemeyecektik.Kaybetmeyi bilirsek, kazanmak daha kolay olur. Kazanmanın sevinci daha büyük olur.Hep barış derler ya,’ barış olsun’…Savaşın kötü olduğunu bilmeyecek, doğrularınız ve doğrularınızı doğuran gerçekler için hiç savaş vermeyecektiniz.Mücadele etmeyecektiniz.Her şeye rağmen yaşamak güzel… Her şeye rağmen bilmek, görmek, duymak, hissetmek ve yaşamak… İnanın ‘her şeye rağmen yaşamak güzel şey’

Görüşmek üzere                Hoş kalın…

Mail:tubac1453@gmail.com 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?