KİLİS`E VE KİLİSLİYE BÜYÜK HİZMET

KİLİS`E VE KİLİSLİYE BÜYÜK HİZMET

SÖZDE 5 BİN KİŞİNİN ÇALIŞACAĞI ÇİMENTO FABRİKASININ YAPIMI DEVAM EDİYOR

Çimento fabrikaları çevreye en çok zarar veren sanayi kuruluşlarıdır
Yurdumuzda 49 çimento fabrikası bulunuyor ve bu fabrikalar çeşitli bölgelere dağılmış, çimento fabrikaları gökyüzünü ve doğamızı kirletmeye, jeolojik yapımızı tahrip etmeye, kanser dâhil birçok hastalık çeşidini saçmaya devam ediyor.
Çevre kirliliği açsından baktığımız zaman dahi, nasıl bir baş belası ile içi içe yaşadığımızı görmek mümkün. Bu konuda örnek vermemiz gerekirse, günde 15 bin ton taş yakın çimento fabrikası, Kalsiyum karbonatça zengin olan bu taşlar, 1.200 derece santigratta ısıtılarak kalsiyum oksite dönüştürülüyor. Bu miktarın yüzde 40’ı CO2’ye dönüşüyor. 24 saatlik bu ayrıştırma sürecinde 9.000 ton kalsiyum oksit ve 6.000 ton karbondioksit açığa çıkıyor. Yani bu fabrikanın her gün gökyüzüne saldığı CO2 emisyonu 6 bin ton. Yıllık karbondioksit emisyonu ise, 2.190.000 ton…
Elbette durum bundan ibaret değil. 1.200 derecelik ısıyı sağlamak için harcanan enerjinin de ayrı bir karbon ayak izi ve çevre maliyeti var. Şu an için yüzde 30 endüstriyel atık, yakıt olarak kullanılıyor. İlerleyen zaman sürecinde bu oranı yüzde 70’e çekmek için çaba gösteriliyor. Eğer bu başarılırsa, ülkemiz’in çöp miktarının azalmasına biraz daha katkı yapılmış olacak ancak daha fazla zehir ve kanserojen kimyasal soluyacağız!
Endüstriyel yakıt içerisinde, bir önceki yazımızda değindiğimiz gibi, güçlü bir kanserojen kimyasal olan dioksin kaynağı otomobil lastiği, atık su artıma tesislerinin çökelti çamuru, plastik atıklar, endüstriyel atık yağlar, bez hatta tekstil ve moda devlerinin elinde kalan giysiler var. Ayrıca doğalgaz, petrokok, kömür gibi fosil yakıtlar da ısı enerjisinin ana kaynakları olarak kullanılıyor. Bunların yanmasıyla açığa çıkan çeşitli toksik kimyasalları da her gün soluyoruz.
Çimento fabrikalarında lastik yakılması sonucu açığa çıkan dioksinin en tehlikeli kanserojen kimyasal olduğunu, vücuda bir şekilde giren bu kanserojen maddenin vücut yağ dokularınca absorbe edildiğini ve yarılanma ömrünün 7-11 yıl olduğunu hatırlatmak isteriz. Yüksek düzeyde dioksine çok kısa süreli maruz kalma durumunda deride koyu lekeler ve deri lezyonları, karaciğer fonksiyonunda değişimler meydana gelir. Uzun süreli etkilenmede ise, bağışıklık sisteminde çökme, sinir sistemi, endokrin sistem ve üreme işlevlerinde bozukluklar oluşur. Kronik olarak dioksin etkisi altında bırakılan tüm deney hayvanlarının kanser olduğu görülmüştür.
Bu arada çimento fabrikalarından doğaya, kül, kurum, kurşun, baryum, krom, nikel, mangan, çinko bileşikleri ve cıva gibi metal ve ağır metaller, hidrokarbonlar, sülfür dioksit, azot oksitler ve diğer zehirli gazlar, amonyak, benzen, bazı glikol eterler, dietanolamin, dioksin bileşikleri, etilen glikol gibi zararlı kimyasal ve bileşikler de çeşitli oranlarda yayılıyor.
Fabrikanın öğütme tesislerinde öğütülen kalsiyum oksitin içerisine, silis, demir, alüminyum tozları ve nihayet yüzde 5 alçı katılıyor. Bu işlemler sırasında da, yüzde 2,5 oranında partikül kaçak yapıyor ve çevreye dağılıyor. Bölgeye saçılan partikül miktarı aritmetik olarak günlük 375 ton. Bir yılda gökyüzüne karışan kaçak partikül miktarı ise tam 136.875 ton. Bunun ne kadarının tutulduğu hakkında ise hiçbir fikrimiz yok!
Bacalarından çıkan çimento tozu ve kullanılan yakıtlardan kaynaklanan karbondioksit gazı kirletici önemli kirletici özelliğidir. Çimento tozları bir süre sonra toprağa, bitki örtüsüne, bitkilerin yapraklarına, tomurcuklarına ve insanların ciğerlerini kaplar. Her yağan yağmurdan sonra asit yağmurları ile toprağın üzerine ince bir beton tabakası kaplar.
Bu alanlarda tarım ve bahçecilik faaliyetleri yapılamaz hal alır. Yıllar içerisinde hastalıklar ve ölümler başlar. Çimentonun ana hammaddesi kireçtaşını elde edebilmek için taş ocaklarında dinamit atılmaya başlanacaktır. Patlamaların yol açacağı sarsıntılar deprem kuşağında olan bölgeleri etkileyecektir.
Sonuçta; bu tür tesislerin ve termik santrallerin bölgeye ekonomik anlamda katkı sağlayacağını işçi alınarak istihdam yaratılacağı iddiası en büyük argümanlarıdır. Ancak bölgedeki havayı, suyu, toprağı kendileri için kullanıp kar elde ederken bölgeye de toprağından verim alamamayı, su kaynaklarının yok olmasını, hava kirliliğini ve hastalıkları bırakırlar”
Yine de, yarım yüzyıllık işletme sürecinde nasıl bir çevresel ve sağlık zararı oluştuğunu sanırız herkes tahmin edecektir

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?