A. Servet Yılmaz
A. Servet  Yılmaz
a.servetyilmaz@hotmail.com
KİLİS’İN BÖLGESEL VE ULUSAL AÇIDAN YENİDEN KONUMLANDIRILMASI
  • 0
  • 483
  • 10 Nisan 2018 Salı
  • +
  • -

Kilis, tarih olarak eski bir yerleşim yeridir. Kilis, geçmişten günümüze Asurlular, Persler, Selefkiler ve Romalılar’ın hâkimiyetinde bulundu. Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasından (395) sonra bu topraklar Doğu Roma’nın payına düştü. Bizans döneminde yöreye İslâm akınları başladı. Bölge, Halife Ömer (ra) zamanında EbûUbeyde b. Cerrâh (ra) tarafından İslâm topraklarına katıldı (15/636). Şehir, akabinde süregelen devletlerden Urfa Haçlı Kontluğu,  Artukoğulları, Eyyûbîler ve Memlükler idaresi altına girdi. 1516 yılında ise Osmanlıların yönetimine girdi. Kanûnî Sultan Süleyman döneminde, Canbolat ailesi buraya yerleştirildi ve Kilis bu aileye yurtluk-ocaklık olarak verildi. 1914 yılında başlayan ve 1918 yılında sona eren I. Dünya savaşı sonrasında Osmanlı Devleti ağır bir yenilgiye uğramıştı. Bunun sonucu olarak Kilis, 6 Aralık 1918 tarihinde İngilizler tarafından işgal edildi. Daha sonra İngilizler burayı 29 Ekim 1919’da Fransız kuvvetlerine terk ettiler. 20 Ekim 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetiyle Fransa arasında imzalanan Ankara itilâfnâmesinin ilgili hükümlerine göre Kilis geri alındı. 7 Aralık 1921’den itibaren Fransızlar Kilis’i tahliye etmeye başladılar. Nihayet 23 Aralık 1921’de Kilis’in kurtuluşu gerçeklemiş oldu.[1]

Günümüzde siyasetin önemi artmakta, ülkeler arası üstünlük; nüfus veya sayısal çoğunluk yerine, nitelikli insan ve teknolojik güç olarak ön plana çıkmaktadır. Günümüzde ülkeler arası rekabet artmakta ve bu rekabet, uzay boşluğunda bile kendini göstermektedir. Tabidir ki bu rekabetin sonucu olarak ülkeler arası sürtüşmeler ve savaşlar farklı yöntemlerle gerçekleşmektedir.

Kilis, tarihin birçok dönemlerine tanıklık etmiştir. Coğrafi konumu itibarıyla, yerleşime ve şehirleşmeye müsait bir yapısı vardır. Bunun bir gereği olarak demiryolu sistemi için idealdir. Hem komşu illerimize hem de Suriye gibi yakın ülkelere bağlantı özelliğindedir. İklim özellikleri sert olmayıp ılıman özelliktedir. Siyasi konumu ise Türkiye Cumhuriyeti’nin sınır şehridir. Bu sınır şehrinin bulunduğu stratejik konum ise komşu Suriye’ye geçişte ana kapı diyeceğimiz bir konumda olmasıdır. Yani Suriye ile bağlantı yönünden önemli bir noktadadır. Bu ise başlı başına önemli bir husustur. Ayrıca karayolu açısından da yakın illerimize ulaşım yönünden yakın bir yerdedir. Denizle bağlantısı ise Akdeniz’le İskenderun Limanı üzerinden bağlantı kurulabilecek imkândadır. Kilis’in bulunduğu yakın bölgelerde bugün, dünya ülkeleri boğuşmakta ve kavgalar etmektedirler.

Kilis, tarihte hep Suriye ile birlikte yönetilmiş ve değerlendirilmiştir. Bu bağlamda bizim Suriye’nin geleceğine yönelik olarak siyasi, ekonomik, eğitim ve işbirliği gibi tüm alanlarda, bölgesel açıdan yönetim ve koordinasyon merkezi olabilecek konumdadır. Aynı zamanda Halep gibi kadim ve insanlık mirasının zengin birikimine sahip bir şehrine geçiş ve oradan da Şam’a ulaşımda koridor ve kavşak rolü üstlenebilecek bir güzergâhtadır.  Kozmopolit yapısıyla da bünyesinde, değişik birkaç toplumu barındırmaktadır ki karşısındaki sınır bölgelerinde de aynı özellikler mevcuttur. Bu yönüyle de farklı bu komşu topluluklara yönelik olarak iletişim ve etkileşim merkezi rolü üstlenebilir.

Dünyanın günümüz şartlarında siyasi ve yönetim olarak takip ettiği ve hedeflediği yol, tek büyük devlet ve onun yönetiminde küçük özerk ve uydu devletler olması şeklinde kurgulanmaktadır. Bu ve benzer sebeplerden dolayı Suriye, tarihteki gibi açıktan ve fiili olarak ciddi bir kavga alanı olacağı öngörülmektedir. Suriye ve komşu coğrafyalara hâkimiyet, hem Asya’yı hem Afrika’yı kısmen de Avrupa’yı doğrudan ilgilendirmektedir. Bundan 15-20 yıl öncesinde Halep ve Şam dünyanın değişik bölge ve toplumlarından eğitim-öğretim, kültür ve medeniyet bağlamında bir insan çekim merkeziydi. Bu merkezlerin geçmişteki bu rollerini bugün ülkemiz şehirlerinden Kilis’imiz üstlenebilir. Bu şehirlerin tüm ilim ve irfan insanlarını burada toplayarak yeni bir yapılanmaya gidilebilir. Ayrıca Kilis, Hz. Ömer (ra) döneminde Müslümanların eline geçtikten sonra Avâsım denilen, Bizans’a karşı teşkil edilen sınır hattı içinde konumlandırıldığını da bilmekte fayda vardır. Bugün, Kilis geçmişteki bu fonksiyonuna uygun olarak tekrar düşünülebilir ve değerlendirilebilir. Ayrıca Hadislerin işaret ettiği bir bölge olması da ayrıca burayı önemli ve dikkat çekici bir yer kılmaktadır.[2]

Abdullah Servet YILMAZ

a.servetyilmaz@hotmail.com

 

[1]bkz. DİA, “Kilis” Mad.

[2]bkz. Müslim, Fiten 34, (2897).

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?