KİLİS’TE ÖNEMLİ KEŞİF

KİLİS’TE ÖNEMLİ KEŞİF

 MEDENİYETLER BEŞİĞİ ANADOLU’NUN ÖZ EVLADI KİLİS’TE ÖNEMLİ KEŞİF

         Antik çağlardan günümüze verimli toprakları, akarsularla çevrili sulak alanları, elverişli iklim ile Kilis vilayeti de Antik Çağlar’a “Merhaba!” diyor. Hem de sınırları içerisinde gün yüzüne çıkartılmayı bekleyen birçok tarihi kalıntıları ile… Anadolu’nun tarihe ışık tutan öz evladı Kilis vilayeti, mütevazi topraklarında Antik çağlara kadar uzanan kalıntıları saklı tutuyor. Bir gurup araştırmacı tarafından yürütülen çalışmalar sayesinde günümüz tarihine kazandırılmaya çalışılan bu kalıntılara ve kalıntıların tarihi dönemlerle ilişkilerine birlikte göz atalım! Üzerinde bulunduğumuz toprakların kıymetinin bir kez daha farkına varalım!

ANTİK KARAAĞIL KALELERİNİN 

       Polateli ilçe merkezi ile Karakıl (Karaağıl) Köyü arasındaki karayolunun 3. kilometresinde, Balık Suyuna yakın konumdaki bölgede aralarında bin yılı aşkın zaman farkı olan iki kale ve eski çağlarda yapılmış bir kral mezarı gün yüzüne çıkarıldı. Kalelerden ilki işlenmemiş benzer boyutlardaki düzgün olmayan bazalt taşların üst üste harçsız olarak yığılması yöntemiyle örgülü inşa edilmiş olup yaklaşık olarak 85*85 metre ebatlarındadır. Karaağıl Köy yolu batısında hâkim tepenin üstünde yer almaktadır. Antik çağlarda inşa edilmiş olduğu düşünülen bu kalenin temel kalıntıları içinde üzüm suyu ezmek için kullanılan taştan yapılma curun kalıntısı saptanmıştır. Kuzey kısmı tahrip olmuş kalede ayrıca krem ve kahverengi seramik taşlar saptanmış olup, kalenin Orta Çağ’da da kullanılmış olma olasılığını doğurmuştur. Kale kalıntısı içinde ve kalenin doğu yakasında sonradan şekillendirilmiş muhtemelen hayvan ağılı olarak kullanılmış oluşumlara da rastlanmıştır.

                                            ANTİK KARAAĞIL KALESİ 1

         Düzenli şekilde kesilmiş bazalt taşlarla harç kullanılarak blok halinde örülmüş ve tahmini tarihi Roma medeniyetinin Anadolu topraklarında hüküm sürdüğü çağlara dayanan ve diğer kaleden bin sene civarı daha yeni olan ikinci kale ise köy yolunun diğer yakasındaki hâkim tepede yer almaktadır. Bu kalenin iç duvarlarının muntazam şekilde pürüzsüz olduğu görülmüş ve kalenin kapısının olduğu yerde o dönemin kilit sistemine ışık tutacak bir taş kalıntı saptanmıştır. Yaklaşık boyutu 45*45 metre olan kale düzenli şekilde odalara bölünmüş kuzey güney yönlü iki giriş çıkış kapısı olduğu düşünülmektedir. Yine kalenin hemen dışında ahalinin barınma, korunma ve hayvanlarını toplamak için inşa ettiği sokaklarla birbirine bağlı hane ve ağıl kalıntıları, yapı temelleri keşfedilmiştir.

                                       ANTİK KARAAĞIL KALESİ 2

         Antik çağlardan kalma kalenin bulunduğu hâkim tepedeki Balık Suyunun doğduğu yamaca bakan kısmında keşfedilen bir diğer önemli kalıntı ise kral mezarı oldu. Kaledeki taşlarla aynı blok bazalt kesme taşlardan oluşturulmuş 3*4 metre boyutlarındaki bu kral mezarı harçsız örgülü olup dış kısmı doğal hali ellenmeden dışardan fark edilmeyecek şeklide kamufle olmuş, içi muntazam bir işlemeyle üç kemeri barındıracak akrosol (ceset alanı) şekilde inşa edilmiş. 1*1,5 metre ebatındaki yarım daire formundaki bu üç kemerin altındaki akrosol zemini toprak ve su ile doludur. Mezarın giriş kısmının tavanı yıkılmış ve giriş kapısının iç içe geçmeli muntazam bir kilit sistemi ile inşa edildiği gözlemlenmiştir.

 

GELELİM KİLİS’TEKİ BU KEŞİFLERİN İNSANLIK TARİHİ İÇİN ÖNEMİNE!

          Söze Anadolu topraklarında yaşamış medeniyetlerden girmiş ve bunlardan birçoğuna Anadolu’nun öz evladı Kilis vilayetinin de ev sahipliği yaptığını vurgulamıştık! Keşfedilmiş kalelerin ve kalelerden eski olanla bağlantılı olduğu düşünülen kral mezarının konum olarak incelendiğinde tarihsel öneminin çok büyük olduğu açıkça görülmektedir. Polateli ilçesine 3 kilometre uzaklıktaki bu alan köyün isminden de (Karaağıl) anlaşılacağı üzere büyük bir mera alanıdır. Yakın tarihte Anadolu’nun beylikler dönemine gidecek olursak, orduların geçiş güzergahı üzerinde dinlenme ve ihtiyaçlarının karşılanması adına adeta bir vaha olan bu alan dağlardan doğan pınarlarının Suriye topraklarına kadar uzandığı geniş bir hayvan otlatma ve yetiştirme alanı olarak kullanılmıştır. Karaağıl isminden de anlaşılacağı üzere  Türkler Anadolu’ya göc ettiklerinden bu bölgeye yerleşmiştir. Türklerde kara yani kuzey ve ağıl “Kuzeydeki Ağıl” manasına gelmektedir. Dikkatimizi çeken endemik bitki örtüsünün ve doğal zenginliklerinin hayvancılığa elverişli olduğu bu bölgenin Antik Çağlarda da ‘mera alanı’ olarak kullanıldığına dair bulguları keşfetmiş olmamızdır. Peki bu bölgenin tarihsel önemi nereden, nasıl gelmektedir? Bu konudaki cevap aslında isimde saklı!

“KUZEYDEKİ AĞIL”

         Kuzeydeki ağıl  Karaağıl ismiyle dikkatimizi çekmiştir. İlk önce sorduğumuz soru şu olmuştur, “Neyin kuzeyindeki?”. Bizi cevaba götüren ve keşfedilen kalelerle beraber bu bölgenin ne denli önemli bir alan olduğunu fark etmemizi sağlayan sorunun cevabını bulmak pek de zor olmadı. Antik Çağlardan günümüze insanlık tarihinin en önemli ticaret merkezi Halep vilayetinin kuzeyi! İpek Yolu ve Baharat Yolu geçiş güzergahlarında, ticaret kervanlarının gözde şehri Halep! İnsanlık tarihi boyunca medeniyetlerin esas ticaret amaçlı olmak üzere askeri, lojistik, hac ziyareti gibi amaçlarla kullandığı insanlığın bilinen en eski ulaşım ve kültürel etkileşim yolları! Krallar Antik çağlardan günümüze bu yolların geçiş güzergâhı çevresindeki jeopolitik konumun önemini bildiklerinden yer yer yolun uzanım sahalarına hâkim tepelere kaleler inşa ettirmiş, ticaret merkezlerine yakın ovalarda ise ana yol kenarına kervansaraylar ve şehirlere giriş kemerleri yaptırtmışlardır. Kilis’teki kalelerin keşfi ile bu bilgilerin muhteşem bağlantısına gelmeden hemen önce tarihsel birkaç bilgi vermek gerekirse; Anadolu’da yaşamış ilk uygarlıklar bilindiği üzere Hititler, Frigyalılar, Urartular, İyonyalılar, Lidyalılardır. Üzerinde bulunduğumuz topraklarda yaşamış olan Hititler (Hattuşaş/çorum merkezli) ve Lidyalılar bizim için ayrıca önemlidir. Tarihte bilinen ilk yazılı antlaşmayı (Kadeş) imzalayan Hititler bize bıraktıkları arkeolojik değeri olan yapılarla, ilk parayı bularak ticareti başlatan Lidyalılar ise Giges (Efes)’ten Mezopotamya’ya kadar uzanan Kral Yolunu yaparak bölgemizin tarihsel önemine kat ve kat değer katmışlardır.  

 

İPEK YOLU VE TARİHSEL DEĞERİ

         Uzun yıllar doğu batı arası kültürel, sanatsal değerlerin ve ticari ürünlerin diğer medeniyetlere aktarılmasında büyük rol üstlenmiş iki büyük rotadan biridir İpek Yolu!      Rotası Çin-Şian’dan, Moğolistan-Afganistan-Özbekistan-Kazakistan-Türkmenistan-Azerbaycan-İran ve Suriye üzerinden, Anadolu ve Türkiye’ye uzanarak yoğun nüfuslu yerleşim alanlarını adeta ağ gibi sarmıştır. İstanbul-Trakya ve Balkanlar’dan tüm Avrupa’ya ulaşarak, değişik kara ve deniz yollarıyla Hindistan’a, Arabistan’a hatta Afrika’ya kadar ulaşmıştır. Ayrıca, Ortaçağ’da İpek Yolu, Antakya’dan başlayıp, Gaziantep’ten geçerek İran ve Afganistan’ın kuzeyinden, Pamir Ovası’na kadar uzanmıştır

(İlk çağlarda yaşamış Anadolu uygarlıklarından Lidyalıların yaptığı Kral Yolu da ülkeler arası ticaretin ve İpek yolunun Anadolu coğrafyasındaki rotasının temellerini atmıştır.)

 

İPEK YOLUYLA ÖRÜLMÜŞ ANADOLU ŞEHİRLERİ!

Gaziantep’te ve Kilis’te (Polateli Karaağıl mevkinde ana yol) güzergâhı) İpek Yolu’nun izlerini görmek mümkündür. Adana-Osmaniye ile Malatya-Kahramanmaraş’tan gelen, Gaziantep Sam köyü- Başpınar’da birleşip kentin Şehitkâmil merkez ilçesinden geçerek doğuya doğru Birecik-Şanlıurfa’ya giden D 400 ve devamı olan E 90 yolu, halkın belleğinde hâlâ “İpek Yolu” olarak bilinmekte ve söylenmektedir. Gaziantep’e 10 km uzaklıkta olan Sam köyündeki han da “Menzil Hanı” olarak bilinmektedir. Suriye-Halep ve Hatay’dan gelip, Kilis’te birleşerek, Gaziantep-Yavuzeli-Araban ve Adıyaman’a doğru giden D 850 yolu da tarihî İpek Yolu’nun Anadolu’ya açılan kapısı durumunda olmuştur. Kent içerisinde bu yolları birbirlerine bağlayan, İpek Yolu’nun kılcal damarları konumundaki kervan yolları da vardır. Kent merkezindeki kaleden, Şahinbey ilçesine bağlı, Şehreküstü semtine doğru Oğuzeli-Kilis-Elbeyli güzergâhındaki yol halkın aklında “Halep Yolu” olarak bilinir.  

(Zamanında da İpek Yolu üzerinde önemle durulmuş, kervanların ve tacirlerin bu yolu güvenle kullanmaları sağlanmıştır. Kervanların bir günde alabileceği yola yani “menzil” üzerine, hanlar ve kervansaraylar yaptırılmıştır. Devlet büyükleri ile hayır sahipleri tarafından, güvenlik ve konaklama gibi hizmet amaçlı yaptırılan bu yapıların, kent merkezlerinde olanlarına “Han”, yol üzerinde olanlarına da “Kervansaray”, “Han” veya “Menzil Han” denilmiştir.)

 

ANTİK KARAAĞIL KALELERİNİN ÖNEMİ DE TAM BU NOKTADA AYDINLANMAYA BAŞLIYOR!

         Ekibimiz yaptığı çalışmalar ve köydeki vatandaşlardan aldığı bilgilerin sentezi sonucu bu kalelerin İpek Yolunu gözlemek, kontrolünü sağlamak ve ana kalelerle haberleşmek için yapılmış olabileceği hipotezi üzerinde durmaya başladı. Yüzyıllar boyunca hayvancılığın merkez olan bu antik mera alanı Osmanlı zamanı Yavuz Sultan Selim Han döneminde orduların seferlerinde konakladığı ve lojistik ihtiyaçların sağlandığı alanlardan biri olarak kayıtlara geçmiştir. Karaağıl mevkisi gerek sulak arazileri gerek hayvancılık konusundaki gelişmişliği gerekse Afrin, Azez üzerinden Halep’e oradan da Ortadoğuya, Kudüs, Mekke ve Medine ile kadim medeniyet Mısır’a geçiş kapısı olması sebebiyle jeopolitik konumu önemli olan topraklardır. Bu nedenle daha eski medeniyetlerin bu mevkide kale inşa etmiş olması, ticaret yolu kontrolünü sağlamak istemiş olması yüksek bir olasılıktır. Bölgenin yaşlıları buradaki yola İpek yolu isminin dışında, hac zamanı kullanıldığında “Hac Yolu” – “Ulu Yol”, ordular sefer için kullandığında “Rasaf Yolu”, Antik çağlarda muhtemel Lidyalılar döneminden kalma ismiyle “Kral Yolu” olarak da atalarının isimlendirdiğini ekibimizle paylaştılar. Günümüze kalan yaygın ismi ise ticaretin merkezine giden yol yani “İpek Yolu” – “Halep Yolu”.

KİLİS’TE İPEK YOLUNUN KEŞFEDİLEN ANA GÜZERGAHI VE ANTİK KALELERLE BAĞLANTISI

         Yaptığımız araştırmalar neticesinde İpek yolunun ana rotasının Karaağıl mevkisinden geçtiğini saptadık! Peki günümüze ulaşmış bir parçasını keşfetmek mümkün müydü? Böylelikle ana yol mu yoksa bağlantı yolu mu inceleme ve rota oluşturma adına fırsat elde edilmiş olunacaktı! On, on beş metre kadar uzanan sonrasında üzerinden asfalt geçtiği kalelerimizin hâkim tepeden kontrolünü sağlayabileceği ana İpek Yolu kalıntısına da ulaştık! Hem de yol kenarında öylece keşfedilmeyi bekleyip dururken! Gaziantep’e doğru devam eden bir ucu ise Suriye topraklarına uzanan ana yol! Antik çağlarda da verimi yüksek endemik bitki örtüsü olan sulak alanın yerleşim alanı olarak kullanıldığını düşünürsek ana yolun buradan geçiyor olması düşük bir olasılık olmazdı. (Ekibimiz keşfettiği İpek yolu güzergâhında Kurukastel mevkisinde kemer ve kervansaray kalıntıları da bulmuştur.)

 

TARİHİ İPEK YOLU ANA KOLLARINDAN BİRİNİN KEŞFEDİLDİĞİ YER POLATELİ

TARİHİ İPEK YOLUNUN YOL GÜZERGÂHINI BELİRLEMEK ADINA KULLANILMIŞ DÜZENLİ SIRA İLE YOL KENARINA DİZİLMİŞ TAŞLARI

         Keşfettiğimiz bu ana İpek Yolu kalıntısının Antik Karaağıl Kaleleri tarafından güvenliği sağlanabilecek ve gözlemlenebilecek konumda uzanıyor olması kalelerin tarihsel önemini gözümüzde kat ve kat arttırdı. Yol güzergahı üzerindeki araştırmalarımızı derinleştirip, toparlayabilmemiz adına fırsat yarattı.

 

         LİDYALILARIN GİGES’TEN BAŞLAYAN KRAL YOLU DA KİLİS’TEN GEÇİYOR!

         Keşfedilen kalelerin antik çağlardan kalma eserler olduğu onların ne denli önemli ve sahip çıkılması gereken yapılar olduğunu bize gösteriyor. Üzerinde bulunduğumuz topraklar antik çağlarda da ticaret güzergâhı olarak kullanılmakta ve yol kenarlarında yerleşim alanlarının kalıntılarına rastlanmaktadır. Nitekim Kurukastel civarındaki kemer kalıntıları da benzer tarihlere dayanmakta olup parayı bularak ticareti farklı boyuta taşıyan Lidyalıların yaptıkları Kral Yolu’nun Kilis vilayeti sınırları içerisinden geçtiğinin bir diğer kanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır. Antik çağlarda bu yolun güvenliği, ticareti adına kontrolünü sağlamak için medeniyetlerin kaleler inşa etmiş olmaları beklenilen bir durumdur. Nitekim Antik Karaağıl Kaleleri yüzyıllar boyunca bölgenin zengin coğrafyası nedeniyle kullanılmaya devam etmiş konumu gereği farklı dönemlerde farklı kaleler inşa edilmiştir. Kalelerin bulunduğu tepenin kuş uçuşu 7,3 km batısındaki tepede XI.yy’da aktif olarak kullanılmış olduğu bilinen Ravanda Kalesi zamanında da, o tarihte İpek Yolu olarak bilinen halk arasında Halep Yolu, Kral Yolu olarak anılan yolun güvenliği ve gözlemi adına Ravanda Kalesi ile iletişim ve haberleşme sağlayacak şekilde varlığını devam ettirdiğini düşünmekteyiz. Antik Karaağıl kalelerinden kesme bazalt taşlarla düzgün şekilde örülerek yapılmış olan kale tarihsel olarak günümüze daha yakın olup, bu kalenin Ravanda Kalesindeki krallığın uç kalesi, güvenlik noktası olarak kullanıldığını düşünmekteyiz. Aynı yol yöre halkının yaşlıları ile konuşulduğunda hacca giden kervanlar hac zamanı yola çıktığında “Hac Yolu” – “Ulu Yol” dendiği ve Mekke’den dönen aynı kervanların Halep’e uğrayıp hediyeler almadan yola devam etmedikleri söylendi. Yine aynı yol askeri harekatlar sırasında ordu tarafından kullanıldığında Rasaf Yolu olarak anıldığı, en eski tarihlerden kalma diğer isminin Kral Yolu olduğu esas en yaygını İpek Yolu, Halep Yolu olarak isimlendirildiği tarafımıza belirtildi. Peki Rasaf ne demek diye araştırdığımızda kelime anlamının “Kaldırım Taşı” olduğu öğreniyoruz. Şimdi yukarıdaki İpek Yolu kalıntısı olarak saptadığımız resme bir kez daha bakalım. Yol kenarındaki rasaflar dikkatinizi çekti mi? Evet bizim de dikkatimizi çekti.  

 

           YOL KENARINDAKİ RASSAFLAR- TARİHİ İPEK YOLU / ANTİK ÇAĞDAKİ KRAL YOLU KALINTISI

 

         Kuşbakışı olarak hem Ravanda Kalesi’ne hem Antik Karaağıl Kalelerine hem de İpek Yolu güzergâhına görsellerde bakacak olursak insanların antik çağlardan bu yana hâkim tepelere yol boyunca kaleler, kervansaraylar, kemerler ve dağ zirvelerine izlem kuleleri yaptıklarını saptamak zor olmazdı. Ekibin bu düşünceyle Ravanda Kalesi, Antik Karaağıl Kaleleri ve Kral yolu güzergâhında yer yer hâkim tepelerde dikili taş kalıntıları bulması bu hipotezi adeta doğrular nitelikte oldu. Kuş bakışı olarak tespit edildiği kadarıyla bu dikili taşlar Karaağıl kaleleri ve bu kaleler aracılığı ile Ravanda Kalesi’ne adeta haberleşme ağı kuruyordu. Gaziantep üzerinden mera alanına gelen yolun Ortadoğu ve Mısır’a geçiş noktasına kadar sıkı kontrolünün sağlandığını görmek bölgenin jeopolitik konum olarak önemini bir kez daha gözler önüne serdi. O dönemde krallara bu yoldan “ticaret kervanları mı geliyor yoksa bir ordu mu” haberi daha kilometrelerce öteden ateş, duman vb. haberleşme araçlarıyla ana merkezdeki kaleye bildiriliyordu. Müdahale edilmesi gerekli olduğunda uç kaleler olan Antik Karaağıl Kalelerindeki birlikler yolun kontrolünü ve güvenliğini sağlayacak öncü birlik olarak devreye giriyordu. ‘Antik Mera Alanı’ o kadar güzel manzara ve gözlem alanına sahip bir konumda ki yüzünüzü güneye döndüğünüzde Suriye topraklarına kadar uzanan geniş araziyi, tam tersine döndüğünüzde Gaziantep’e doğru uzanan geniş ovayı çıplak gözle görebiliyorsunuz. Hakimiyeti bu denli geniş alanları gözlemleyebilecek konuma sahip sulak ve hayvancılık için elverişli bu topraklarda kalelerin yapılması ve krallıkların hüküm sürmesi su götürmez bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Bu da Kilis vilayetini Anadolu Medeniyetlerinin yerleşik topraklarından biri olan öz evladı yapıyor! Altında antik çağlardan, İskenderiye İmparatorluğu’na; Roma İmparatorluğu’ndan Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanan zengin tarihi kalıntıları saklayan Kilis, bu büyük ticaret yolunun ana güzergâhına ev sahipliği yapıyor. Ticaret denilince akla gelen merkezlerden biri olan Halep’e olan yakın konumu ve asırlar boyunca İslamın doğduğu topraklara (Mekke ve Medine), Semavi dinlerin (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet) merkezi Kudüs’e ve Mısır medeniyetine geçiş kapısı olarak kullanılması (Yazıbağı mevkisi) kentin tarihsel önemini kat ve kat artırıyor. Tespit edilen yol güzergâhına ve kalelerle, haberleşme gözlem adına kullanıldığı düşünülen dikili taşların muhteşem konumuna aşağıdaki görsellerde birlikte bakalım.

 

DİKİLİ TAŞLAR, ANTİK KARAAĞIL KALELERİ, KERVANSARAY KALINTILARI VE RAVANDA KALESİ. HEP BERABER DÜZ BİR ÇİZGİDE DÜZGÜN BİR DÜZLEM BOYUNCA UZANIYORLAR.  İPEK YOLU BOYUNCA DAĞILIM GÖSTEREREK VE RAVANDA KALESİNİN OLDUĞU MEVKİYLE KOLAY İLETİŞİM KURULABİLECEK ŞEKİLDE İNŞA EDİLMİŞLER. RAVANDA KALESİNDEKİ KRALLIK İZLEM VE KONTROL NOKTALARINI ÇIPLAK GÖZLE GÖREBİLECEK DERİN BİR VADİYE HÂKİM YÜKSEKLİKTEKİ TEPEDE. ANTİK KARAAĞIL KALELERİ İSE YOLA DİREK OLARAK MÜDAHALE EDEREK KONTROLÜN VE GÜVENLİĞİN SAĞLANABİLECEĞİ MESAFE VE YÜKSEKLİKTE.

Araştırma Ekibi: Mehmet Reyhanlı, Hurşit Çetin, Dr. Barış Kavuşturan ve Şerif Karakurt

????????????????????????????????????
????????????????????????????????????

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?