REAKTİF Mİ PROAKTİF Mİ?

REAKTİF Mİ PROAKTİF Mİ?

MERHABALAR,

Enerjinizi başkalarıyla didişmeye mi, amaçlarınızı gerçekleştirmeye mi harcıyorsunuz? Hayatı kendi değerlerinizi gerçekleştirmek için mi yaşıyorsunuz, yoksa başkalarının düşüncelerine “tepki” mi veriyorsunuz. Proaktif misiniz yoksa reaktif insanlardan mısınız? 

Başarılı bir öğretmen olan Stephen Covey’in önerdiği gibi “kendinizin dışına çıkmaya çalışın ve bilincinizi içinde bulunduğunuz odanın tavanındaki bir köşeye yansıtın.” Zihninizin ekranında kendinize tavandaki bu köşeden bakarak okuyun. Şu anda nasıl bir hal içindesiniz, halinize bir isim koyabiliyor musunuz? Neler düşünüyorsunuz? Ne tür duygular yaşıyorsunuz? Şu andaki zihinsel halinizi nasıl tanımlayabilirsiniz? Şu anda zihniniz nasıl çalışıyor? Düşünceleriniz daldan dala atlıyor mu?

Aynı şekilde duygularımızı da gözlemleyebiliriz. Davranışlarımızı da gözlemleyebiliriz.

Şu anda yapmakta olduğunuz bu beceri sadece insana aittir. Bu beceriye “kendinin farkındalığı” denir.

Kendimizin farkındalığı bize kendimize bakış biçimimizi ya da kendimizle ilgili değer yargımızı gösterir. Bunlar bizim tutumlarımızı ve davranışlarımızı etkilediği gibi diğer insanlara bakma biçimimizi de etkiler. Bu işlemler bizim zihinsel haritamızı oluşturur. Yaşamımızda bu noktalara dikkat ettikçe, başka insanların bize bakış biçimlerini de anlarız. Böylece onların kendi kişisel dünyalarını , algı filtrelerini ya da değer yargılarını da anlarız.

Kendimize oluşturduğumuz bu alanda “kendimizin farkındalığı”, “vicdan”, “özgür irade” ve “yaratıcı hayal gücü” vardır. Bunları geliştirerek en son insani özgürlüğümüze kavuşabiliriz. Etkinliği yüksek bir kişi oluruz. Kişisel görüşümüz gelişir. Ekonomik ve sosyal gereksinimlerimize aşırı odaklanmak yerine, bunları zihinsel ve ruhsal gereksinimlerimizi doyurarak dengeleyip güçlü bir kişisel vizyon oluşturabiliriz. Bu bizim öz saygımızı da geliştirecektir.

Vicdanımız bizim içsel rehberlik sistemimizdir. İlkelerimiz ve misyonumuzla bağlantılıdır. Yaratıcı hayal gücümüzle ilgili çalışmalarımız vicdan ile dengelenmelidir. Vicdandan yoksun hayaller Hitler gibi insanlar oluştururlar. Vicdanı olmayan bir insanın öğreneceği bütün bilgiler, beşeriyet için zehir olur!

Reaktif insanları duygular, koşullar, olaylar ve çevreleri yönetir.Proaktif  insanları ise dikkatlice düşünülmüş ,seçilmiş ve içselleştirilmiş olan değerler yönetir. Reaktif insanlar şu dili kullanırlar; yapabileceğim hiç bir şey yok, işte ben böyleyim, bu benim doğrularım, beni öyle kızdırıyorlar ki, bunu yapmak zorundayım… Buna karşın proaktif insanlar ise seçeneklerimize bir bakalım, farklı bir yaklaşım olabilir, duygularımı kontrol edebilirim, uygun bir yanıt seçeceğim… Dilini kullanır. Peki ya Siz hangisi siniz?

Önemli olan şu söylemlere dikkat etmek gerekir.

Yol gösterici olun yargıç değil

Örnek olun eleştirmen değil

Çözümün parçası olun sorunun değil

Başkalarının zayıflıklarını tartışmayın

Önce kendi evinizde başarılı olun

Bir yargıya varmadan her iki tarafı dinleyin

Başkalarına akıl danışın, bu kendinize itiraf edemediklerinizi size gösterir. Hakemin bazen türbinden çıkıp maçı izlemesi gibi.

Hatalarınızdan korkmayın

Bir hata yaptığınızda bunu itiraf edip düzeltin

Başkalarını suçlamaya, hatayı onlara yüklemeye kalkışmayın

Başkalarının zayıflıklarına merhametle bakın… Olumlu çerçevede bu söylemleri istediğimiz kadar çoğaltabiliriz.

Burada şunu ifade etmek istiyorum, bizi yaralayan başkalarının hataları ya da kendi hatalarımız değil bütün bunlara verdiğimiz tepkidir. Bizi sokan zehirli bir yılanın peşinden koşmamız, sadece zehrin bütün sistemimize yayılmasına sebep olur. Zehri vücudumuzdan atmak için hemen önlem almak çok daha iyidir. Bir hataya gösterdiğimiz tepki ondan sonraki anın niteliğini etkiler.

İzniniz olmadıkça kimse size zarar veremez. Biz kendi elimizle teslim etmedikçe, onlar özsaygımızı alamaz.

Hoş kalın sağlıcakla…

.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?