Ahmet Laz
Ahmet  Laz
ahmetlaz@hotmail.com.tr
SİYONİZM, ABD, VE KUDÜS
  • 0
  • 336
  • 28 Mayıs 2018 Pazartesi
  • +
  • -

ABD, uzun yıllardan beri düşündüğü ve planladığı olayları birer birer fiiliyata döküyor. ABD’nin tek hedefi İsrail’i mutlu etmek… Çoğunluğu Türkiye’den katılan aktivistlerin organizesi ile başlayan Mavi Marmara olayları ve sonucunda da İsrail’in mahkûm edilmesi, bölgemizdeki olayların başlangıcı olarak düşünülebilir. Bu olayların, ABD ve İsrail tarafından kendilerine yapılmış bir ‘saygısızlık’ olarak görüldüğü aşikâr. Hatırlanırsa, Mavi Marmara olayı sonucunda FETO lideri de ‘otoriteye saygı’ konusunda beyanlarda bulunmuştu. Daha sonra da İsrail tarafından alçak sandalyeye oturtulan büyükelçimize yapılan hakaretleri hatırlayalım.
Dünyada Filistin halkı ile en çok dayanışma içinde olan ve Kudüs ile yakından ilgilenen Türkiye’ye de bir misilleme yapılması gerekiyordu. FETÖ’nün bu günkü olaylar için seçilmesi ve hareketin uluslar arası boyutlara taşındığı dönem ile Kudüs’ün Yahudi Başkenti olarak 1990 lı yıllarda ABD senatosunda gündeme getirilmesi, aynı döneme rastlıyor.
40 yıl önce FETÖ nün organize edilmesi ile planlanan olaylar, Libya’da Yahudi karşıtı Kaddafi’nin yok edilmesi ve Mısır’da yandaş Sisi darbesi, Irak ve Suriye’de Deaş’ın üretilmesi, Kuzey Suriye’deki YPG’ye verilen maddi ve stratejik destek, yeni kurulan askeri üsler, Lübnan Başbakanı Hariri’nin esrarengiz bir şekilde Suudi ziyareti sırasında alıkonularak istifa ettirilmesi, İsrail’in Suriye’de bazı bölgeleri bombalayarak imha etmesi, Sina’da çoğunluğu emniyet mensubu olan 300 den fazla kişinin öldürülmesi hep ABD nin bölgeyi ‘dizayn etme’ projesinin birer parçasıdır. ABD bu projeyi kendi menfaatleri için değil, öncelikle İsrail’in rahatlığı ve emelleri için yapmaktadır. ABD için başta Suudi ve Körfez deki diğer kukla devletlerin itaati ile zenginliklerinin ABD ye akması yeterlidir. Bölgedeki petrol kaynaklarının kontrolü ve Arap liderler tarafından elde edilen büyük servetin, ABD bankalarında tutularak bu ülke ekonomisine katkı sağlaması zaten gerçekleştirilmiştir.
İsrail ve ABD’nin bu projesine köstek olan olaylar hangileridir? Öncelikle Türkiye halkı, 17-25 Aralık kumpasına karşı atik davranmış ve muhteşem 15 Temmuz direnişi ile bu projeye en büyük darbeyi vurmuştur. Hatta bu gelişmeler, İsrail ve ABD yi çok endişelendirmiştir. ABD, Rıza ZARRAP davası ile üstünlük sağlayamadığı 15 Temmuz direnişinin intikamını almaya çalışıyor.
Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Zeytindalı operasyonları ile Rusya ve İran’la birlikte yürüttüğü, “Suriye’de çatışmasızlık bölgelerinin oluşturulması” projesindeki başarısı da bölgede ABD ve İsrail emellerine vurulmuş önemli bir darbedir. ABD, başarısızlıkları arttıkça, İsrail’in Kudüs’ü başkent yapma hayalini bir adım daha ileriye taşıma yoluna gitmiştir. Fakat bunun zaman içinde İsrail’in ve kendisinin aleyhine dönebileceğini hesap edememiştir.
Türkiye, son yıllarda dış politikada yaptığı birkaç yanlış adıma rağmen politikasını düzeltmiştir. Hatta yapılan yanlışlıklar da karşımızda bulunan kötü emelli ülkelerin daha iyi anlaşılmasına neden olmuştur. Bir zamanlar Yahudi lobilerine, tanıtım etkinliklerimiz ve tanklarımız ile uçaklarınızın modernizasyonuna servetler ödeyen Türkiye, artık gerçek düşmanının kim olduğunu iyice anlamış durumdadır. Yani atalarımızın dediği ‘bir musibet bin nasihatten iyidir’ sözü gerçek olmuştur.
Gelişmelere sebep olan en önemli etkenlerden biri de hiç şüphesiz ‘iç politika’ hesaplarıdır. Son zamanlarda örneklerini sıkça gördüğümüz bazı Avrupa ve ABD liderleri, iç politikadaki başarısızlıkları sonunda kaybolan prestijlerini, böyle çıkışlarla düzeltmeye çalışmaktadırlar. Fransa’da aralarında Sarkozy’nin de olduğu 300 soysuzun Mukaddes Kitabımız ile ilgili yayınladıkları bildiri, Almanya’da Merkel’in ise PKK’ya açıkça sahip çıkması, Avusturya ile Belçika, Hollanda ve hatta Yunanistan’ın, ırkçı yaklaşımlarıyla ülkelerinde yaşayan Müslümanlara zulümler yapmaları, küfrün bize karşı nasıl bir kin ve nefret içinde olduğunu gösteriyor. ABD’de Trump da, seçildiği günden kısa bir süre sonra geldiği itibarsız durumdan kurtulmanın en önemli yolu olarak, öncelikle Müslüman göçmenler konusunda aldığı düşmanca tavırdan sonra evangelist ve siyonistleri memnun edecek kararlarla sağlamak peşinde.
Türkiye, Kudüs’teki son gelişmelerden sonra, İslam İşbirliği Örgütü’nü acilen toplantıya çağırdı. Bu toplantıdan, özellikle Suudi, Mısır ve kukla Körfez ülkelerinin direnişleri neticesinde belki de istenen sonuç çıkmayacaktır. Ama bu durum, bu ülkelerdeki hanedan ve yönetimlerin kendi halkları nezdinde iyice gözden düşmelerine sebep olacaktır.
Kudüs, Müslümanlar için de Hz. İbrahim’in, Hz. Musa’nın, Hz. Yakup’un, Hz. Yusuf’un, Hz. Davut’un ve Hz. Süleyman’ın emanetidir. Bugün ismi İbrahim, Musa, Yakup, Yusuf, Davut ve Süleyman olan Müslüman sayısı, Yahudilerin tamamından fazladır. Kudüs, Müslümanların yönetiminde bir adalet şehri ve dinlere saygının sembolü olmuştur. Kudüs, ilk kıblemiz ve miraç mucizesinin gerçekleştiği başlangıç mekânıdır. Beytü’l makdis (mukaddes ev) tir. Fitne ateşini yakarak bölgeyi cehenneme çevirecek kararları alanlar, bunun cezasını da inşallah çekeceklerdir.
Barış ve mutluluk içinde yaşamak umuduyla kalın sağlıkla…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?