ŞOK ÜSTÜNE ŞOK!

ŞOK ÜSTÜNE ŞOK!

         Bilindiği gibi Türkiye’nin perakende sektöründe söz sahibi birkaç market zinciri bulunmaktadır. Bu ulusal market zincirleri, birçok ürünü kendi adlarına imal ettirerek yerel marketlere göre büyük bir avantaj sağlıyorlar. Kendi adlarına imal ettirdikleri bu ürünler, kalite yönünden yeterli olmasa da fiyat yönünden ucuz olduklarından, çoğu zaman dar gelirli tüketiciler için tercih sebebi oluyorlar. Ama fiyatlar, aslında ucuz görünümlerine rağmen, ürünlerin kalitesine göre oldukça yüksek. Özellikle kaliteye göre fiyat tespiti yapamayan dar gelirli tüketiciler, aldatılıyor. Böylece, normalden fazla kâr eden zincir marketler, piyasayı da istedikleri gibi yönlendiriyorlar. Siyasilerce de korunan marketlerin bu durumuna, yetkililer nedense müdahale etmiyorlar. Böylece siyasilerin koruması altında, ülke çapında bir soygun gerçekleştiriliyor.

         Bu tür marketlerin, ülkemiz için yararları ve zararları nelerdir? Aslında bu zincir marketler, ‘istikrarlı fiyatlarla tanzim satış’ görevini üslenebilseler, faydalı olacaklar. Ama fiyatlardaki bu istikrarı, hep kendi ceplerine yonttukları için zararlı hale geliyorlar. Maliyemiz de her hareketin kayıt altında olduğunu düşünerek, denetime ihtiyaç duymayıp vergileri tahsil ettiği için çok mutlu. Ama vergiler, kaynağında yani kendi adlarına üretim yapıldığında, kanunların açıklarından da faydalanılarak zaten iyi bir organize ile azaltılıyor. Ayrıca her markette 6-7 kişinin istihdam edilmesi gerekirken, 2-3 kişiyle, onların da yemek ve ihtiyaç molaları gasp edilerek, bedava fazladan çalıştırılarak, işler yürütülmeye çalışıyor. Bu zincir marketlerde çalışan çoğu personel, kısa sürelerde işten çıkarılarak yenileniyor. Ülkemizde ve özellikle ilimizde işsizlik çok yüksek olduğundan, yeni eleman temininde güçlük çekilmiyor. Amaç, kıdem ve ihbar tazminatlarından kurtulmak…

         Bu markerlerde çalışanlar, üst kademedeki yöneticiler tarafından müşterilerin aldatılmasına sebep olacak hareketlerde bulunmaları için sürekli baskı altında tutuluyorlar. Şöyle ki, bilinçli bir tüketici olarak siz, raflardaki ürünlerin ‘son tüketim tarihi’ ne dikkat ediyorsunuz ve doğal olarak, tüketim tarihi en geç olan, en taze ürünü tercih ediyorsunuz. Kasaya geldiğinizde kasiyer, bunu görüyor. Bir parmağını barkod üzerine koyarak o barkodu okutmaya çalışıyor. Ama barkod okuyucu, o barkodu üzerindeki parmaktan dolayı okuyamıyor. İşte bu anda kasiyer, ‘barkod okunmuyor’ bahanesi ile alelacele ürünü değiştirmeye gidiyor ve tarihi geçmek üzere olan başka bir ürünü alıp getiriyor. Böylece siz son kullanma tarihi geçmek üzere olan bir ürünü, satın almış oluyorsunuz. Belki birkaç gün sonra kullanmayı planladığınız o ürünü, hemen kullanmak gibi bir durumla karşı karşıya kalmış oluyorsunuz. Özellikle tavuk ve kırmızı et ürünlerinde, bu gibi durumlara sık sık rastlanıyor. Tabi o kasiyeri, bu hareketi yapmaya zorlayan daha üst makamdakilerdir. Böylece, kasiyerlere yapılan, ‘eğer böyle yapmazsanız hemen işten çıkarılırsınız’ tehdidiyle müşterileri aldatmaya zorlamış oluyorlar.

         Ulusal marketler, ürünlerin ambalajlamasını da yaptıklarından bakıyorsunuz ki ürünün içeriği azaltılmış ama fiyatı aynı. Yani tüketiciyi aldatmaya yönelik gizli zam yapılmış. Birkaç gün önce başıma gelen bir olayı anlatayım. İhtiyacım olan çift katlı tuvalet kâğıdı almak istedim. Baktım ki bir markette oldukça ucuz. İçeriğini incelediğimde her bir rulonun 147 sayfadan oluştuğunu gördüm. Standart rulolar, 170 yaprak civarındayken sayfa adedinde %15 lik bir azaltma olmuş, ama fiyattaki indirim %5 lerde kalmış. Ucuz zannettiğimiz ürün, aslında pahalı. Böylece tüketici aldatılıyor ama aldatıldığından da haberi olmuyor. Eh denetim de olmayınca hırsızlara gün doğuyor.

Türkiye’de en yaygın birkaç zincir marketlerden biri, geçtiğimiz hafta Kilis’teki 6 mağazasının hepsinde birden, kasalarında haciz ŞOKu yaşadı. İki yıl kadar önce bir mağaza çalışanı, ‘mağaza bölge sorumlularının sorumsuzlukları’ neticesinde oluşan zararlar bahane edilerek, tazminat ve diğer sosyal haklarından yoksun olarak, bir kumpasla ve iftiralarla, adeta kapı dışarı edilerek işten çıkarılmıştı. İşte o personel, konuyu hukuka taşıyarak, marketler zincirini mahkûm ettirdi. Alacaklarını da, o marketin Kilis’teki tüm mağazalarının kasalarının önüne haciz memurlarını getirerek tahsil etti. Haciz memurları, müşterilerin aldıkları ürünlerin karşılığında ödedikleri nakit paraları, anında tahsil ederek, alacaklının avukatına verdiler. Böylece o zincir marketin bölge sorumluları, müşteriler ve kendi personelleri önünde, rezil rüsva oldular. ŞOK oldular. Başlangıçta fedakâr personellerine ahlaksızca davranmasalardı, bu yüz kızartıcı ŞOK durumla karşılaşmazlardı. Haksızlığa uğrayan o personel, kazandığı emsal niteliğindeki bu davadan sonra şimdi de manevi tazminat davası açmaya hazırlanıyor.

Bu tür sıkıntılar böyle marketlerde sık sık yaşanıyor aslında. Ancak haksızlığa uğrayanlar, hukuka başvurmaktan nedense korkuyorlar. Karşılarında siyasilerden ve devletten himaye gören devasa zincirler olunca, haliyle çekiniyorlar. Oysa haklı olan her zaman güçlüdür. Meydanı boş bulan bu marketler, sonuçta kendi personellerine hakaret ve zulümlere, tüketicileri de aldatıp haksız kazanç elde etmeye devam ediyorlar.

Mağduriyet yaşayanlar, hiç vakit kaybetmeden ilimiz barosuna bağlı Arabulucu Avukat kardeşimiz Abdurrahman Gündüz’ü veya güvendikleri başka bir avukatı mutlaka arasınlar. Onlara yaşadıklarını anlatsınlar. Abdurrahman Bey, tecrübeli bir arabulucu avukat olarak hep haklının yanında olacak ve hak edene gerekli yardımı yapacaktır.

Sevgi ve mutlulukla kalın sağlıkla…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?