Ahmet Laz
Ahmet  Laz
ahmetlaz@hotmail.com.tr
SURİYE’DE TERÖR
  • 0
  • 655
  • 02 Ekim 2018 Salı
  • +
  • -

Terör, dünyanın kuruluşundan beri ülkelerin bitmeyen bir sorunudur. Girdiği her ülkede, kapanması mümkün olmayan ekonomik ve sosyal yaralar açan bu durumla baş edebilmek, başka ülkelerin teröre destek vermeleri nedeni ile mümkün olmamaktadır. Ancak terörün her ülke tarafından aynı ölçüde terör olarak kabul edilip edilmemesi de ayrıca bir sorun olmuştur. Bir ülke için terör niteliğindeki faaliyetler başkaları için terör kabul edilememekte ve hatta ülkelerin zayıflatılması için araç olarak da kullanılabilmektedir.

Yıllarca Kuzey İrlanda ile baş etmeye çalışmış İngiltere, Katalon halkının bağımsızlık mücadelesini kabul etmeyen İspanya, Korsika ile başı dertten kurtulmamış Fransa gibi ülkeler, terörün ne kadar korkutucu olduğunu bilseler de Türkiye’de PKK/PYD yi ve Ermeni terörünü desteklemekten hiçbir zaman geri durmamışlardır. Bir yandan bu örgütleri terör listelerine almışlar, bir yandan da onlara her türlü lojistik desteği vermekten geri durmamışlardır. Rusya ise PKK/PYD yi terör örgütü olarak bile kabul etmemiş, onlara Moskova’da ofis bulundurma fırsatı bile vermiştir.

Terör örgütlerini desteklemek açısından, içlerinde Yunanistan gibi ülkeler dahil, tüm AB ülkeleri birbirlerinden farklı değildir. ABD de, bilindiği gibi Suriye’de binlerce TIR dan oluşan askeri malzemeyi, PYD ye alenen vermekten ve teröristleri eğitmekten asla çekinmemiştir.

Türkiye Suriye rejimini, Suriye rejimi de Türkiye’yi Suriye’de terör örgütü olarak görmektedir.

Hama, Humus, Şam ve Halep, daha önce Suriye ve Rus güçlerince harabe haline gelinceye kadar bombalanmıştı. Bu bölgelerde yerleşik sivil halk, bombardımandan kaçarak İdlib’e sığınmışlardı. İdlib’te son derece ilkel şartlarda yaşam savaşı verirlerken, Astana’da alınan kararlar doğrultusunda, Türkiye, İran ve Rusya’nın garantörlüğünde İdlib, bir çatışmasızlık bölgesi olarak kabul edilmiş ve Türkiye’nin bu bölgede gözlem noktaları oluşturması kararlaştırılmıştı. Türkiye, bölgede şimdiye kadar birçok gözlem noktası oluşturdu. Türkiye, aynı zamanda insani yardımlar konusunda da bölgeye çok cömert davranıyor. Yabancı yardım kuruluşları da bölgeye, ancak Türkiye’nin güvenli koridorundan yardım ulaştırabiliyor.

Türkiye’nin terör örgütü olarak tanımlamadığı özgürlük savaşçıları, İdlib’te faaliyetlerini sürdürürken, birden Suriye rejimi gözünü bu bölgeye dikti. Rusya ve İran ile birlikte İdlib’e saldırılar düzenlemeye başladılar. Rusya, dronlarla üslerine yönelik yapılan tacizleri bahane ederken rejim de yokluk içinde de olsa huzurun hâkim olduğu bölgeyi ateş altına almaya başladılar. Bölgede Türkiye, İran ve Rusya ittifakı ile kendini dışlanmış hisseden ABD ve başta Fransa olmak üzere diğer AB ülkeleri ise kimyasal bahanesi ile bölgeyi vurmaya hazırlanıyorlar. Rejim, Rusya, İran ve ABD nin bu güç gösterisinde, Türkiye’nin durumu çok sıkıntılı. Türkiye, bu bölgede yaşayanların sınırlarına akın edeceği endişesi ile tamamen insani olarak bu saldırıları önlemek istiyor.

Sonuç olarak daha önce Afganistan’ın, Irak’ın, Libya’nın başına gelenler, benzer bahanelerle Suriye’nin de başına geliyor. Bir yanda ezilen, sindirilen, sömürülen, yerlerinden edilen Müslüman halk, diğer yanda da ezenler ve sömürenler olarak her zaman olduğu gibi batılı medeni denilen ülkeler. Birbirlerine düşman edilmiş, ayrıştırılmış, halifeleri yetki gaspıyla çalınmış ama aynı kültür ve inanca sahip zavallı Müslümanlar…

Umudumuz yeniden birleşerek, güçlenerek ve ortak düşmanlarımızı bölgemizden temizleyerek özümüze dönebilmek. Batının karanlık dünyalarını terk edip, aydınlık dünyamızda yeniden hükümran olmaktır.

Birlik ve beraberlik içinde kalın sağlıkla…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?