TASARRUF

TASARRUF

MERHABALAR,

Tasarruf etmenin pek sevimli bir tarafı yoktur bizim için. Yarını düşünüp biriktirmektense bugün harcamak daha zevkli, mevcut durumu kontrol etmektense anın keyfini çıkarmak daha güzel insana.

Biz toplum olarak “bugünü” yaşayıp geleceğe “Allah Kerim!” diye bakmayı tercih ettiğimiz için, tasarruf etmeyi çok sevmiyoruz. Toplum olarak tasarruf alışkanlığımız yok denecek kadar az. Tasarruftan ziyade önden avans yemek daha belirgin özelliğimiz sanki. Gelirimiz arttıkça daha fazla tasarruf etmemiz gerekirken çoğumuz yapabileceğinden daha az tasarruf yapıyor ve hatta hiç yapmıyoruz.

Oysa tasarruf yapmak -hem kişisel hem de toplumsal açıdan- iyi bir geleceğin ön koşulu değil midir?

Tasarruflu olmak, önce israf etmemek demektir aslında.  Boşa geçen zaman da, gereksiz yere yanan ışıklar da israftır. Lüzumsuz çalışan her âlet, hor kullanılan her eşya da  israftır. Bir işin verimsiz yapılması, ham maddelerin ziyan edilmesi, iyi planlama yapılmadığı için kaybedilen zaman ve emek de  hep israftır. Yapabileceğinin iyisini yapmamak, fırsatları harcamak da israftır.

Bir gün bir arkadaşım bana parasını nasıl harcadığını anlatmıştı. Çok mantıklı ve etkileyici  bir yöntemdi yaptığı. Aylık bütçesisin %50 %30 % 20 şeklinde dilimlere bölüp ,%50 kısmı temel ihtiyaçları için %30 kısmı kendi harcamaları için %20 kısmı ise tasarruf ve kötü günler için birikime aktardığından bahsetmişti. Bu şekilde yaptığı harcamada eksiye düşmediğini ve daha dingin ve huzurlu yaşadığını söylemişti. Atalarımızın sözü geldi aklıma burada “ayağını yorganına göre uzat “ ne kadarda mana yüklü değil mi?

Toplumsal refahı yükseltmek için hem ailelerimizde hem şirketlerimizde hem de devlette daha tasarruflu, daha etkin, daha verimli olmamız gerekiyor.

Gerek kurumlar ve şirketlerde gerekse kişisel hayatımızda israfı engellemenin ilk adımı, israf ettiğimizin farkına varmaktır. Eğer kaynakları israf ettiğimiz bilincine varmazsak tasarruf yapmayı aklımıza bile getirmemiz mümkün değildir. İhtiyaç olmadan tüketilen, yerinde kullanılmayan, kullanıldığında artı değer üretmeyen her kaynağın israf olduğunu fark etmek, tasarrufun ilk adımıdır. Hayatımızı bu gözle değerlendirerek israfı önlememiz mümkündür. O’Connel’a göre insanlar, nerede, nasıl, hangi israfa sebep verdiklerini saptayıp sonra da etkili bir planlama yaparak “Sıfır İsraf” hedefine doğru ilerleyebilirler.

Ben tasarruflu olmanın, maddiyatın ötesinde bir görgü, edep ve incelik olduğunu düşünüyorum. Çok varlıklı insanların, çok büyük şirket yöneticilerinin israfı önleyen davranışlarına, tasarrufu yüceltmelerine hep hayran olmuşumdur. İhtiyacından fazlasını tüketmemek, tüketirken ziyan etmemek yüksek bir bilincin göstergesidir.  Kaynakları tüketirken özen göstermek, her şeyi yerinde ve yeterince kullanmak bizi sadece işlerimizde değil özel hayatımızda da daha yüksek bir bilinç seviyesine çıkarır.

Maddi durumumuz ne olursa olsun tasarruflu olmayı bir alışkanlık haline getirir, bugünümüz ve yarınımız arasında bir denge kurabilirsek, hem bireyler hem de kurumlar olarak yarın daha refah içinde yaşayabiliriz.

Tasarruflu olmak eski moda bir alışkanlık, gereksiz bir tutum ya da cimrilik değil, zevklerimiz ve sorumluluklarımız arasında bir denge kurmaktır. Sadece bugünü değil, yarını da düşünme bilincidir. Sadece kendini değil, parçası olduğumuz dünyayı da düşünmek demektir.

Unutmayalım ki damIa damIa akan sudan, koca göIIer dolup taşar.

Herhangi bir insan, zamanını nasıI sarf edeceğini düşünür, akıIIı bir insan nasıI tasarruf edeceğini düşünür.

Hoş kalın sağlıcakla …

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?