TERBİYENİN SIRRI, ÇOCUĞA SAYGI İLE BAŞLAR

TERBİYENİN SIRRI, ÇOCUĞA SAYGI İLE BAŞLAR

Merhabalar

Yeni nesil anne-babalarda ‘‘mükemmel olma’ ve’ mükemmel çocuk yetiştirme’ isteği hızla yaygınlaşıyor. Hepsi de çocuklarının kendine güvenli, başarılı, sağlıklı, kendi ayaklarının üzerinde duran bireyler olmasını amaçlarken, tüm iyi niyetli çabalarına rağmen zaman zaman hayal kırıklığı yaşayabiliyor, kendilerini ‘nerede yanlış yaptıklarını’ sorgularken bulabiliyorlar. Davranış bilimcileri bazı önerilerde bulunuyor. Bu önerileri incelediğimizde ne kadar çok doğru bildiğimiz yanlışlar olduğunun farkına varıyoruz. Bu önerilerin  bazılarına bir göz atalım isterseniz?

Olumsuz davranışlarına odaklanmayın

Elbette çocuklarımızın eksik yönlerini geliştirmek için yol gösterici olmalıyız. Ancak, “Hiçbir şeyi beceremiyorsun”, “Sakar”, “Tembel” gibi etiketlemelerle çocuğun özgüvenine kurşun sıkmış oluruz. Bunun yerine kişiliğini değil davranışlarını eleştirmek, yapıcı olmak, doğru davranışları övmek her zaman işe yarar.

Sürekli koruyup kollamayın

Hiç şüphesiz anne-baba çocuğunu tehlikelerden korumalı ve güvenliğini sağlamalı. Ancak “sana güveniyoruz ama etrafa güvenmiyoruz”, “yabancılar tehlikelidir” gibi cümleler çocuğun kaygılı ve ailesine bağımlı bir birey olmasına yol açacağından bu tür sözler yerine, ona tehlikelerle ilgili yol gösterici olun ve ihtiyacı olan bilgi ve donanımı kazandırın.

Arkadaş gibi olmayın

Çocuklar her ne kadar özgür olmak isteseler de anne-babanın rehberliğine ihtiyaç duyar. Oysa sizin arkadaş gibi yaklaşımınız durumunda ona ebeveynlik yapacak kimse kalmayacak. Büyüme çağındaki bir çocuğun kurallara, bu kuralların uygulanması için gözetene, yol gösterene ve gerektiğinde sınırlara ihtiyacı vardır. Çocuğunuza arkadaş gibi değil, yol gösterici birer anne-baba olarak yaklaşın.

Kıyaslamayın

Çocuğunuza iyi niyetle, daha başarılı, daha doğru davranan diğer çocukları örnek göstererek onu motive edebileceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Ancak bu kıyaslama çocuk tarafından her zaman beğenilmeme olarak algılanıp yetersizlik ve değersizlik duygularının filizlenmesine yol açar. Kendini yetiştiği aile ortamında değersiz hisseden çocuklar ise hem kıyaslandıkları çocuklara öfke duyar hem de çaba göstermekten kaçınır. Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin, farklı yeteneklerinin ortaya çıkmasına fırsat tanıyın.

Her istediğini almayın

Günümüzde anne-babalar maddi imkânları olmasa bile çocuklarına her istediklerini satın almaya çalışıyorlar. Çoğu zaman fedakârlık yaptıkları için de ondan daha fazla başarılı olmasını, daha mutlu olmasını ve kendilerini daha çok sevmesini bekliyorlar. Ancak böyle bir beklenti hem de ‘Benim onun yaşında hiçbir şeyim yoktu, onun her şeyi olmalı’ diyerek her istediğini almak son derece yanlış. İhtiyaç dışı sunulan maddi imkânlar çocuğa fayda yerine zarar verir. Paranın kıymetini anlamamasına, kazanmadan harcamaya alıştığı için tembelliğe alışmasına yol açar.

 ‘Aç kalır’ diyerek yemeğini siz yedirmeyin

Pek çok anne-baba, çocuğunu kendileri beslemeye devam ediyor, okulda sorun yaşamasın diye çantasını hazırlıyor ya da her dediğini yapıyor. Oysa aslında çocuğuna iyilik değil kötülük yapmış oluyor. Çünkü çocukların temel alışkanlıklarını doğru dönemde kazanmaları ve pratik yaparak öğrenmeleri, kendilerine güvenen, yeterli bireyler olabilmeleri için çok önemli. Okula başlayana kadar ebeveynleri tarafından beslenen çocuklar, ödevlerini tek başına yapamıyor, birçok konuda başkasına bağımlı hale gelebiliyor. Bu nedenle çocuğunuzun işlerini yapmak yerine ona bu işlerin nasıl yapılacağı konusunda yol gösterin, yardımcı olun.

Tutarsız davranmayın

Anne-baba kurallar ve disiplin ile ilgili hem kendi içinde hem de birbiri ile aynı dili konuşmalı. Çocuğun topluma sağlıklı bir yetişkin olarak katılması için gerekli olan sınırları edinmesi ancak tutarlı bir aile içerisinde mümkün. Unutulmamalı ki çocuklar sürekli anne-babanın sınırlarını test ederler. Bu nedenle kendinizin tutarlı davranacağınızdan emin olmadığınız yeni bir kural ve düzenlemeye başlamayın. Bu kuralları çocuğun bakıcısı varsa ortak uygulayın.

Çocuğunuzla uyumayın

Bebekliğinden itibaren çocuğunuza kazandırmanız gereken en önemli alışkanlıklardan biri sağlıklı uyku alışkanlığı olmalı. Ayrıca çocukların kendi odalarında ve kendi yataklarında uyumaya alışmaları onların hem bedensel sınırlarını korumalarını hem de yalnız başlarına kalıp kendilerini oyalamalarını ve özgüvenli bireyler olmalarını sağlar. Kendini yatıştırabilen çocuk kendine güvenli ve sorumluluk alabilen bir yetişkin olacaktır. Öte yandan sağlıklı uykunun sadece çocuğun değil sizin de en temel ihtiyaçlarınızdan olduğunu unutmayın.

Duygusal şantajdan kaçının

Kimi zaman tehditle istenmeyen davranışları durdurmaya çalışmak büyük yanlış. “Annesiz kalın görürsünüz”, “Senin yüzünden hastalandım” gibi yakınmalar çocuklarda suçluluk duygusunun yerleşmesine ve vicdani gelişiminin yara almasına neden olur. Çocukları suçlayarak duygusal şantaj yapmak yerine yaptıkları davranışların ne tür sonuçlara yol açtığını gösterin, hatasının farkına varmasını sağlayın.

Hiç ağlamasın diye çabalamayın

Anne-babaların çok sık sordukları sorulardan biri çocuğun ağlarsa psikolojisinin bozulup bozulmayacağı oluyor. Birçoğu çocuğu huzursuz olmasın diye her istediğini yapmaya çalışıyor. Oysa evde her istediğini elde eden, engellenmeyen çocuk girdiği sosyal ortamlarda kendi istedikleri olmadığı zaman büyük sıkıntı yaşar ve öfkelenir. Aslında çocuklar olumsuz duygularıyla baş edebilecek kapasiteye sahiptirler yeter ki izin verilsin.

Bir çocuğun küçüklüğünde aldığı ilk intibalar, bütün ömrünce devam eder. Heinrich Schlimann

Çocuklar donmamış beton gibidir, üzerlerine ne düşse iz bırakır.  Haim Jinott

Hoş kalın sağlıcakla…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?