Ahmet Laz
Ahmet  Laz
ahmetlaz@hotmail.com.tr
YANLIŞLAR VE ALKIŞLAR
  • 0
  • 175
  • 12 Kasım 2018 Pazartesi
  • +
  • -

Atalar, ‘yarına yatırım yapacaksan buğday, mısır ek, on yıl sonrasına yatırım için fidan dik, yüzyıllara yatırım için de insan yetiştir’ demişler.

İnsana yatırım, kaliteli eğitim ile olur. Okul binalarının modern ve lüks olması, kitapların kuşe baskılı olması, sıraların pek güzel olması, kaliteli bir eğitim öğretim için gereklidir ama yeterli değildir. AK Parti grubuna hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 yıllık kendi iktidarları boyunca eğitime verdikleri önemden bahsetti. Hatta bizimle eşdeğer nüfusa sahip Almanya’nın Şansölyesi Merkel’e, ‘Almanyada kaç üniversite öğrencisi var?’ diye sorduğunu, Merkel’in 3 milyon cevabına karşılık ise, ‘bizde 7 milyon üniversite öğrencisi var’ dediğini gururla anlattı ve izleyenlerden büyük alkış aldı.

Keşke Merkel’e, ‘sizdeki üniversite mezunları içindeki işsizler kaç tane? Kaç üniversiteniz dünyada ilk 500 arasına girebildi? Kaç akademisyeniniz Nobel gibi ödüller aldı, bilimsel makaleler yazdı?’ vb gibi sorular da sorup cevabını alsaydı. Ülkemizde son 17 yıllık dönemde, en çok Milli Eğitimin programları ve eğitim düzeni değiştirildi. Hala bir sonuç alınabilmiş değil. Eğer sağdan soldan burnunu sokan olmazsa yeni bakanımız, inşallah bu işin üstesinden gelecek. Planlı eğitimde bırakın Almanya’yı, Bulgaristan’ın bile fersah fersah gerisindeyiz maalesef. Öğrenci ve öğretmen sayımızla, kuşe baskılı kitaplarımızla övünmek, çok da hakkımız değildir diye düşünüyorum.

Akıllı ve becerikli gençlerimiz var, okullarımız var, öğretmenlerimiz var, kuşe baskılı kitaplarımız var. Peki bizim neyimiz eksik de milyonlarca gencimiz bir, hatta iki üniversite mezunu oldukları halde işsiz geziyorlar? Ben söyleyeyim, çünkü biz planlamaya önem vermiyoruz. Öğrencilerimizi yetiştirirken, ülkemizin ihtiyacı olan işgücünün kısa ve uzun vadede ne olacağını planlayamıyoruz. Bu konuyu ciddiye almıyoruz veya becerimiz yok. ‘Yörük göçü gide gide düzelir’ diyerek yetersiz kadrolarla bir işe başlarken, plan yapmayı ihmal ediyoruz. Yarı buçuk ilahiyat eğitimlilerimizi ekonomide, yarı buçuk iktisat eğitimlilerimizi de sağlıkta değerlendiriyoruz. Yani liyakatli kişilerimizi doğru yerlerde değerlendiremiyoruz. Sürekli geçmişte yaşanan yanlışları referans alıp, inatla başka yanlışlar yapıyoruz. Veya yanlış planlamalar yapıyoruz. Ekonomimizde sıkıntıya düştüğümüzde ‘imar barışı, ceza indirimi ve vergi affı’ gibi konularla ucuz para temini yoluna gittiğimiz gibi, eğitimde de önce (açık öğretim gibi) kolay ve ucuz eğitim verebileceğimiz okullar açıyoruz, sonrasında da bir anda bakıyoruz ki eğitim, ekonomi, ilahiyat, bazı mühendislikler veya hukuk gibi branşlarda eleman enflasyonu ile karşılaşmışız.

Planlamaya en çok ihtiyacı olan kurumlarımızın başında belediyelerimiz geliyor. İyi bir planlama ekibine sahip olmayan veya planlamayı yeterince önemsemeyen belediyelerimiz, hizmetlerinde başarılı da olamıyor. Başarısız kurumlarda bir tane planlama uzmanı bulamazsınız. Yeni sistemde Devletin bütün işlerinin organize edildiği külliyede bile böyle bir uzman ekip yok, varsa da kıymetleri yok! Eskiden ‘Devlet Planlama Teşkilatı’ diye bir kurumumuz vardı. Kısa ve uzun vadede desteklenecek sektörleri tespit ederlerdi. Şimdi var mı yok mu belli değil. Bir ekip, projeleri tespit edip cumhurbaşkanının beğenisine sunuyor. Kabul görenler uygulamaya konuluyor.

AK Partinin iktidar olduğu 2003 yılında oğlum üniversite sınavlarına girmişti. Aldığı puanla tercihlerini yaptı. Tercih listesinden Bakü Devlet İktisat Üniversitesine girmeye hak kazanmıştı. Kayıt yaptırarak eğitimine başladı. 2004 yılında Milli Eğitim Bakanlığımız Yurtdışı Eğitimler Müdürlüğünden, öğrencimizin Bakü Eğitim Müşavirliğince kayıt altına alındığını, dolayısı ile öğrenciliğinin de TC Milli Eğitim Bakanlığımızca tanınmış olduğunu bildiren bir de yazı aldık. Bir yıllık lisan ve 4 yıllık da lisans eğitimini 2008 yılında okulun ilk mezunlarından biri olarak tamamladıktan sonra YÖK den denkliğini aldı. KPSS ye girerek puanını da aldı. Fakat devlet personel tarafından yerleştirme kılavuzlarında, bu okul mezunlarına tam 5 yıl ‘nitelik kodu’ verilemedi. Dolayısı ile bu süre zarfında tercih de yapamadı. Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK ve Devlet Personel Başkanlığı arasında 5 yıl mekik dokuduk. Milli Eğitim Bakanlığımızda öğrenciler bu okula kabul edilirken, ‘nitelik kodu’ nun da planlanması gerekmiyor muydu? Bunun yapılmaması birçok öğrencinin de mağduriyetine sebep oldu. Ya başlangıçta bu okulu tercih kılavuzuna koymayacaksın. Ya da eğer koyduysan, öğrenciler mezun olmadan bu okul mezunlarının ‘nitelik kodu’ nu hazırlayacaksın. İşte bunu anlamaktan aciz kişiler, YÖK Başkanlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve hatta Valilik (eski Kilis Valisi gibi) makamlarına oturabiliyor ülkemizde.

Bundan 20-30 yıl önce devlet büyüklerimiz, ‘şu kadar askerimiz var, dünyanın en güçlü ordularından birine sahibiz’ diye haklı olarak övünürlerdi. Aynı gururu biz de yaşardık. Artık asker sayısı ile övünmek de mümkün değil. SİHA larla, İHA larla, korvet ve kısa/uzun menzilli füzelerimizle, obüs ve diğer yerli yapım silahlarımızla övünebiliriz de asker sayımızla övünemeyiz. Aynı şekilde okullarımızla, kitaplarımızla ve sıralarımızla övünebiliriz de sonu avarelik olan öğrenci sayımızla övünemeyiz. Kısaca yanlışlarla övünüp, yanlışları alkışladığımız müddetçe özlemini duyduğumuz o dünya hâkimiyetimize de asla kavuşamayız.

Birlik ve beraberlikle kalın sağlıkla…

 

Ahmet Laz

ahmetlaz@hotmail.com.tr

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?