kilisinsesi.com.tr
YARGI BAĞIMSIZLIĞI OLMAZSA TOPLUM BOĞULUR
Genel
21 Kasım 2019
Mustafa Korkmaz

YARGI BAĞIMSIZLIĞI OLMAZSA TOPLUM BOĞULUR

Sevgili okuyucularım: Bu günkü makalemde sizlerle yargı bağımsızlığını konuşmak istedim. Yargının bağımsız olması ne anlama gelir? Önce bir tarifini verelim....

Sevgili okuyucularım:

Bu günkü makalemde sizlerle yargı bağımsızlığını konuşmak istedim. Yargının bağımsız olması ne anlama gelir? Önce bir tarifini verelim.

Yargılama makamını işgal eden hâkimlerin bağımsız olması, görev yaparken hiçbir etki ile baskı altında kalmaması ve hiçbir kişi veya merciden emir almaması,  demektir. Bağımsızlık, hâkimin keyfi hareket edebilmesi değil, tam tersine, hukuka bağlı olması anlamını taşır.

Hâkimlerimize ayrıca vicdanını ve takdir hakkını kullanma yetkisi de verilmiştir. Eğer kanunda açık bir hüküm bulunamaz ise;hâkim kendisini vaz’ıkanun, yani kanun koyucu yerine koyarak takdir yetkisini de kullanabilir denmektedir.

Hukuk devleti:

Devlet iktidarının hukuka bağlılığını, sınırlanmasını ve dengelenmesini sağlayan iki sütuna dayanır.

Birinci sütun kuvvetler ayrılığı prensibidir. Diğer sütun ise, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıdır.

 Hukuk devletinin bu iki temel sütunu diğer unsurlarla desteklenmekte ve tamamlanmaktadır. Hukuk devletinin gereklerinden biri de kuvvetler ayrılığı prensibidir.

Kuvvetler ayrılığı prensibinin yani yasama, yürütme ve yargının bağımsız olmasının önemi yürütmenin KEYFİLİĞİNİ önlemektir.

Kullanılan her yetki bir sorumluluk taşımalıdır ve kullanımında su istimal bulunan her yetkinin sahibinde hesabını bağımsız yargıda vermelidir.

Rütbesi ve makamı ne olursa olsun.

Burada suç unsuruna da değinmek istiyorum. Suçun şahsiliği kavramı evrensel bir değerdir. Bir şahsiyet; diğer bir şahsın işlediği cürümden dolayı cezalandırılmamalıdır,

Suçun nev’i ister siyasal, ister ekonomik, ister se terör suçu olsun. Suçun şahsiliği prensibi korunmalıdır.

Yargı bağımsızlığı insanın aldığı bir nefes gibidir. Her iş ve işlem yargıya güvenerek yapılır.

 Örnek verecek olursak:

Biz fikir adamı ve basın mensubu olarak görüşlerimizi yargı güvencesi altında yazıyoruz. Bizim görüşlerimiz tabii birilerini rahatsız edecektir. Konusu suç teşkil etmedikten sonra basın ve sivil toplumkuruluşları görüşlerini ve düşüncelerini yargı güvencesinde belirtebilmelidir.

‘’ işin gerçeği, Güç sahipleri ellerini yargının üzerinden çekmelidir’’ yoksa hakikaten toplum boğulur.

Niçin kimse yasalar çerçevesinde yargı kararlarına saygı göstermiyor. Aslında görülmekte olan bir dava hakkında hiçbir makam ve organ görüş dahi belirtemez.

Çok üzüldüğüm bir konu bir suç dosyasında bir fiil, suç sayılıp sanığa ceza verilirken, Diğer bir dosyada aynı fiil işlendiği halde suç sayılmamaktadır. Ama bu yanlışı hiçbir zaman hâkimlerimizin üzerine atamayız.

Bu sonuç siyasilerin eseridir.

İdari faaliyetler muhakkak yargının denetiminde olmalıdır.

İdarenin yaptığı; konusu suç teşkil eden faaliyetlerden dolayı, hiçbir yetkili yargıda hesabını vermezse bu işin sonu nereye varır acaba?

‘’Biz kurtuluş savaşını kazandığımızda, millet bana öyle güvenmişti ki; GAZİ ne yapsa doğrudur derlerdi, Benistesem güce dayalı istediğim totaliter rejimi kurabilirdim. Âmâ ben bu milletin geleceği için yetkileri en az olan cumhuriyet ve demokrasiyi seçtim.         Atatürk.

Demokrasi de yargının tam bağımsız olması demek değil midir?

‘’BİR GÜNLÜK ADALET; 60 YILLIK İBADETTEN FAZİLETLİDİR’’ Muhammed(sav)

                                                               Mustafa korkmaz Kadastro müdürü

 

Bir Yorum Bırak

Tüm Hakları Saklıdır © 2018 Designed By Cemil DOĞAN