Ahmet Laz
Ahmet  Laz
ahmetlaz@hotmail.com.tr
YILLAR HIZLA GEÇİYOR
  • 0
  • 63
  • 12 Şubat 2019 Salı
  • +
  • -

Geçtiğimiz hafta 2018 yılını tamamlayıp 2019 yılına başladık hayırlısı ile. 2018 de yurdumuzda ve ilimizde neler oldu. Hangi başarıları gördük, hangi hatalara düştük. 2019 da bizi neler bekliyor.

2018 de tarihimizde bir ilk olarak yeni sisteme göre Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerini yaşadık. Seçimlerde ‘ittifaklar’ yaptık.

2018 de bugün artık unutulmaya yüz tutmuş ‘süt bankacılığı’ sahtekârlığı ile uzun süre uğraştık. Papaz Bronson’u 15 yıl hapse mahkûm ettikten sonra, sonunda ABD’ye teslim ettik. Karşılığında ABD’den ne Fetö’yü, ne de Halkbank eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’yı alabildik.

Şehir içi ulaşımda uzun süre UBER mi, ticari taksi mi diye tartıştık. Sonunda daha dürüst çalışan, daha güvenilir görülen ve halkın rağbet ettiği UBER’i, üst perdeden yapılan açıklamalarla, taksicilerin ‘oy’ potansiyeline kurban ettik.

Suriye politikamızda nihayet ABD’yi dize getirdik. Esat’ı kaçıramadık ama ABD yi Suriye’den kaçırdık. Tabi işin içinde başka oyunlar yoksa kazançlı çıktığımızı düşünebiliriz. Dış politikada başarılı olduğumuz bir yıl geçirdik. İçerde de özellikle PKK terörüne karşı büyük başarılar kazandık. Fetö ile mücadelede epeyce yol aldık. İçişleri Bakanımızın terörle mücadelede başarılarına tanık olduk. Savunma sanayinde büyük ilerlemeler kaydettik. Milli Eğitim Bakanlığımızın da çalışmaları çok başarılı oldu.

2018 de başarısız olduğumuz alan, şüphesiz Hazine ve Maliye Bakanlığımız oldu. Dövizin ve faizin ani ve hızla yükselmesi, enflasyonun kontrol edilememesi hepimizi fakirleştirdi. Her ne kadar bakanımız ve Cumhurbaşkanımız ekonomimizi temelden sarsan bu durumu, yabancı saldırılara bağladı ise de böyle olmadığı ekonomi çevrelerince açıklandı. Hep beraber dua edelim de dünyada petrol fiyatları, şimdiki seviyelerden daha yukarılara çıkmasın. 2018 de rekor sayıdaki turist ağırladığımız ve yine rekor sayıda konutu yabancılara sattığımız için sevindik. Ancak yöneticilerimiz bu durumların dövizin yükselmesi nedeniyle olduğunu hesaplayamadı. Yani yüz bin dolarlık evimizin altmış bin dolara, bir yabancının da bin dolara yapacağı tatili altı yüz dolara halledebildiğini göremedik.

Merkez Banka’mızın bir zamanlar 140 milyar dolara yükselmiş döviz rezervinin 70 milyar dolarlara kadar eridiğini, bunun sonucunda da tarihte görülmemiş %4 gibi bir oranla dolara faiz ödediğimizi reklamlarla açıkladık.

2018 de yıllardan beri bazı araçlar için yanlış uygulanmış olan köprülerden geçiş yasakları, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir adaylığı hatırına düzeltildi. Hatalı kurallardan dolayı kesilmiş eski cezalara af getirildi. Eskilerden beri uygulanan o kadar çok yanlışlarımız var ki, bunların düzeltilmeleri için hatırlı birilerinin adaylıklarını mı beklemeliyiz diye de düşünmemek elde değil.

2019 seçimleri için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım’a yapılan en büyük jestlerden biri de İmar Barışına, İstanbul boğazı içindeki yapıların da dâhil edilmesi oldu. ‘İmar Barışı’, esas itibarı ile zaten tamamen yanlış bir uygulamaydı. Bu uygulamaya boğazdaki yapıların da dâhil edilmesi hükümetimiz için affedilemez bir hata oldu.

Hükümetimizin en büyük reformlarından biri olan ‘marketlerde poşet’ uygulaması, 1 Ocak 2019 itibarı ile başlamış oldu. Daha önceki yıllarda ekmeğin de poşet içinde satılması kararlaştırılmıştı. Ekmekte başarısız olan poşet uygulaması, bakalım marketlerde nereye kadar başarılı olacak? Bunu zaman içinde göreceğiz.

2018 de İlimizi yıllardır rahatsız eden Afrin’e, ‘zeytindalı’ harekâtını gerçekleştirdik. Afrin’de sağlanan huzur, Kilis’in ekonomisine pek fayda etmedi, ama ertelenen emlak ve taşıt vergilerini, tekrar ertelenmezse 2019 da ödeyeceğiz.

Yine yatırım fakiri olan ilimize, yapılması planlanan hastane için bir türlü yer tahsisi yapamadık. Kilis’e hizmet etmemek için adeta yemin etmiş bir belediye başkanı ile beş yıl önce çıktığımız yolda, neredeyse susuz bir yaz geçirdik.

2019 da da yerel seçimler yapılacak. Milletçe bir kere daha, önceden seçtiğimiz siyasilerin çalışmalarına puan vereceğiz. Önemli olan liderlerin, milletçe verilecek bu mesajları anlayıp anlayamayacakları veya nasıl yorumlayacaklarıdır. Şimdi ismi açıklanan her aday, liderlerine uyarak, kendilerine oy veren vermeyen ‘herkesin başkanı’ olacaklarını beyan ediyorlar. Hatta bu iddialarını seçildikleri gün yapacakları balkon konuşmalarında da tekrar edecekler. Ya sonrası… Kısa zamanda göreceğiz ki sadece kendi aile çevrelerinin, yalakalarının veya ‘hırsızlık’ ortaklarının başkanı olmaktan öteye gidemeyecekler.

Yaşadıklarımız çok değişmese de, yıllar hızla geçiyor. Her seçim öncesinde birkaç hatalı kanun ve kuraldan kurtulabilirsek belki yüzyıllar sonrasında düzlüğe çıkabiliriz. Çünkü yüz yıl öncesinde yapılan birçok kanun, genelge ve kararnameler, hala yürürlükte bulunuyor. Bunların düzeltilmesi veya güncellenmesi çok yavaş yapılıyor.

Birlik ve beraberlikle kalın sağlıkla…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?