ZEKİ OLABİLİR MİYİM?

ZEKİ OLABİLİR MİYİM?

Hadi gelin başlayalım demiştik ya bir önceki buluşmamızda. Hani biraz düşündüre bildiysem sizi beyinlerinize doğru adım attırabildiysem ne mutlu bana .

Peki, biz bu beynimizi daha kapasiteli ve verimli nasıl kullanabiliriz ya da bu mümkün mü bizim elimizde mi?   TABİKİ…

Şunu hiçbir zaman unutmayalım beyne ne koyarsak çıktısında onu alırız. Eğer onu doğru bilgi ile doldurursak bunun çıktısı zekilik olur. Şöyle düşünelim zekânın ateş, bilginin de odun olduğunu varsayalım ateşe odun atmazsak ateş söner gider. Demek ki zeki olmak istiyorsak beyine doğru bilgi yüklemek lazım. Saçma sapan bir sürü programlarla vakit harcarsak, araştırmacı olmazsak hazır buluculuğa alışmışsak beyni boş viteste çalıştırırız. Bu doğrultu da beyin çalışmaz. Bilgi ağları arası bağlantı zayıflar.

Ne yapmamız gerekiyor ki beyni boş vitesten çıkartalım?

Beynin hızlı düşünme, bağlantı kurma gibi fonksiyonlarını çalıştırmak istiyorsak ve illaki bir şeyler izleyeceksek yararlı programları izlemek daha verimli olacaktır. İzleyeceğimiz programlarda beynimiz olaylar arası bağlantıları kurabilmelidir. Bununla birlikte kaliteli zaman geçirmek, eğlenmeyi doğru şeylerde aramak, beynimizin bağlantı kuracağı aktiviteleri seçmek daha doğru olacaktır. Örneğin özellikle çocuklarımızla ve arkadaşlarımızla beraber tabu, satranç, sessiz sinema gibi oyunları eğlence unsuru olarak görmek daha yararlı olacaktır. Mutlaka çocuklarımıza erken yaşlardan itibaren zekâ oyunlarını oynamayı, eğlenmeyi o doğrultuya çekmeyi aşılamamız lazımdır. Gezilerimizde daha çok doğayı keşfetme yönünde yeni yerleri tanıma yaşam biçimleri, kültürleri öğrenme daha sonra farklı kültürler arasındaki bağlantıları kurma şeklinde olunca beynimizi vitese geçirmiş olacağızdır.

Kitaplarla iç içe yaşayalım ki beynimizin kurgu bölümü gelişsin. Beynin ürete bilirliği artsın kitap okurken o kitabın içerisine girelim kişileri olayları biz yaşıyormuşçasına canlandıralım. O kara kalemle yazılı sayfalar beyinde ne senaryolar oluşturacaktır. Bunu keşfetmeye çalışalım keşfettiğimizde nasıl hazırcevap olduğumuzu anlık espri yeteneğimizin arttığını (her insan espri yapamaz, espri zekânın belirtisidir.)üretme yetimizin geliştiğini fark edeceğizdir. Bazı insanlar okumaktan çok dinlemeyi sevebilir o zaman sesli kitaplar bunun yanı sıra radyo tiyatroları aynı etkiyi oluşturacaktır. Beynin ilişki kurma yönü aktifleşecektir.

Hazır buluculuktan sıyrılmalıyız. Kopyala yapıştır mantığından kurtulmalıyız. Çok sevdiğim ve uygulamaya çalıştığım bir yöntemi anlatayım; Bir defter alıp ilk sayfasına kocaman bir yazıyla “ merak ettiklerim “yazdıktan sonra merak ettiğimiz konuların ya da okurken, izlerken, dinlerken, gezerken ilgimizi çeken konuların başlığını atıp altını doldurmak için araştırma yapmak ve araştırmalar arasında bağlantı kurmak, yeni konulara yönelmek beynimizin daha hızlı ve verimli çalışmasını sağlayacaktır. Bulunduğumuz ortamlarda konuşmalarımız cılız kalmayacaktır. Derin, anlamlı, net, etkili ve zekice olacaktır. Hiç bir zaman unutmamak gerekir ki dehanın %1 ilham %99 terdir. Çalışmak, araştırmak, pes etmemek, vazgeçmemektir.

Sosyal medya, ınstagram ,facebook, twetter gibi ağlar beyne çok fazla veri ekleyip çıkartıyor .Bunların çoğu kalıcı değil ,yararlı değil  bu da beyni gereksiz veri çöplüğüne dönüştürüyor.Bu bağlantıda beyin gerekli performansı gösteremiyor. Bu yüzden ki öğrenme yavaşlıyor. Önbellek çer çöple doluyor, kalıcı bilgiye yer kalmıyor. O zaman bu ağları kullanmayı olabildiğince azaltmaya çalışmamamız ve bunları yararlı doğrultuda kullanıma yönlendirmemiz gerekiyor.

Beynin çalışma fonksiyonunu etkileyen en önemli unsurlarından biride yediklerimiz. Hazır ve zararlı yiyecekler, içeriğinde monosodyum glutemad bulunan yiyecekler beyni pelteleştiriyor ve bu yiyeceklere karşı bağımlılık oluşturuyor. Beynin bilgi ağları arasını açıyor. Beyindeki gri hücreleri (beynin en dışındaki “gri madde” diye nitelenen ve bellek, dikkat, algısal idrak, düşünce, dil ve şuur konusunda kilit rol oynayan beyin korteksi) öldürüyor. Beynin daha etkili kullanılmasını engelliyor. Sağlıklı besinlere yönelmemiz gerekiyor ve bununla beraber spor yapmamız hiç olmazsa yürüyüş, hava ve oksijen beynin çalışmasını oldukça etkiliyor.

Son alarak stres, depresyon, kaygı beyni sekteye uğratıyor. Evet diyeceksiniz bunlar günümüzün istisnasız hastalığı. Yaşam koşulları, yaşadığımız olumsuz olaylar bizde depresyonu, stresi ve kaygıyı kaçınılmaz kılıyor. Elbette bunları yok sayamayız fakat başa çıkma yollarını aramamız gerekiyor.

Yukarıda bahsettiğim konuları yaşamımıza dâhil etmeye çalışalım. Deneyelim bakalım zeki olacak mıyız?

Hoş Kalın…

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

2 yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?