Ahmet Laz
Ahmet  Laz
ahmetlaz@hotmail.com.tr
100 GÜNLÜK İCRAAT
  • 0
  • 436
  • 02 Ekim 2018 Salı
  • +
  • -

Hayatını ‘derviş’ olmaya adamış Yunus Emre, ‘Dervişlik der ki bana, Sen derviş olamazsın. Gel ne diyeyim sana, Sen derviş olamazsın’ diyerek başladığı şiirine, ‘Derviş bağrı daş gerek, Gözü dolu yaş gerek, Koyundan yavaş gerek, Sen derviş olamazsın; Döğene elsiz gerek, Söğene dilsiz gerek, Derviş gönülsüz gerek, Sen derviş olamazsın.’ dizeleri ile devam eder. Hayatta başarılı olmanın sırrı, edindiğimiz mesleğin inceliklerini iyi tahlil etmemizden ve kurallarına uygun davranmamızdan geçer. Bir arkadaşım, ‘yüzü güleç olmayan, esnaf veya tüccar olmamalı’ demişti de ona çok hak vermiştim. Deneyimli siyasetçiler de diyor ki, eleştirilere dayanamayanlar siyasetçi olmamalı…

Seçimlerden ve hükümetin kurulmasından sonra bürokrat atamaları da büyük oranda gerçekleşti. Yeni hükümet sistemimizde, işleyiş yönünden eskiye göre de çok farklılıklar var. İlk torba yasasında, bedelli askerlik ve imar affı ile ilgili düzenlemeler yapıldı. Hem devletin ekonominin çarklarını döndürmek için ihtiyaç duyduğu para, hem de yılların katmerleşmiş imar problemlerinin çözümü için bir orta yol bulunması da milletimiz için sevindirici oldu.

Geçtiğimiz hafta sonu Başkan Erdoğan’ın, önümüzdeki 100 günlük icraatının hangi temeller üzerine oturacağını açıklaması, gündemimizin de en önemli konusu haline geldi. Orta ve uzun vadedeki icraatlar da birkaç ay içinde açıklanacak. Cumhuriyet tarihimizde şimdiye kadar çok az yapılabilmiş olan bu tür açıklamalar, hepimizi heyecanlandırdı. Çünkü verilen zaman içinde, yapılabilenleri ve yapılamayanları değerlendirme fırsatımız olacak. Yetkililer bu sözlerini yerine getirmek için çok çalışacaklar. Yapılamayanlar için makul ve mantıklı açıklamalar yapmak zorunda kalacaklar. Mırın kırın edemeyecekler.

Türkiye’de yeni dönemin ilk başkanı olan Erdoğan, 100 günlük eylem programını açıklarken, ileri teknoloji ve katma değeri yüksek ürünlerin üretiminin teşvik edileceğini; Çin, Hindistan, Rusya ve Meksika ile ticaretin destekleneceğini anlattı. İstihdamın arttırılması için Emniyet ile Milli Eğitime çok sayıda personel alınacağından bahsetti. Yeni havaalanının hizmete başlaması ile Türkiye’nin ağırlık vereceği Turizmde, yeni hedefleri açıkladı.

Eylem programındaki 400 civarındaki maddelerin çoğu, geçmişte eski başbakanlar tarafından da dile getirilmişti. Zaman zaman başarılar sağlansa da bazen hükümetlerin ömürlerinin yeterli olmaması veya aniden ortaya çıkan mücbir sebepler yüzünden çoğu olumlu sonuçlanmadı. Artık böyle bir ihtimal de çok azaldığına göre, eğer ittifakta bir uyuşmazlık olmazsa, Başkan, bakanlar ve vekiller 5 yıl süre ile görevlerini sürdürecekler.

Rahmetli Erbakan’ın ‘fabrika yapan fabrikalar’ projesi temel atma merasimlerinden öteye gidememişti. Özal’ın büyük ihracat hayali, ancak ‘hayali ihracat’ olarak gerçekleşebildi. Ecevit, ABD ye afyon ekimi konusundaki kafa tutması ve Kıbrıs harekâtı sonucunda ülkemize uygulanan ambargolardan dolayı, ABD Başkanının önünde ser sefil durmak zorunda bırakıldı. Şimdi Türkiye artık o eski Türkiye değil elbette. Katma değeri yüksek savunma sanayimiz çok gelişti. Savunma sanayimiz, ihtiyacımız olan ürünlerin üçte ikisini dünya standartlarının da üzerinde yapar hale geldi. Bu ürünleri ihtiyacı olan ülkelere, ihraç ediyoruz artık.

Başkan Erdoğan’ın hiç bahsetmediği en önemli ihtiyacımız, aslında hak, hukuk ve adalet sistemimiz. KPSS de puanını almış olan bir gencimiz, işe girmek için AK Parti il başkanı, belediye başkanı veya vekillerinin peşine asla düşürülmemeli. Desteklemelerden yararlanabilmek için proje yapan girişimcilerimiz de böyle kişilerin peşine düşmemeli. Ailesinin her bir ferdi, ayrı partide aktif siyaset yapan bir tanıdığım, emeklilik primlerini tamamlayabilmek numarası ile çalışmadan İşkur programlarından faydalanıyor. Yatırımları için verilen devlet desteklerinden kolaylıkla ve azami ölçülerde yararlanıyor. Böyle hak, hukuk ve dürüstlükten bahsetmek mümkün mü? İşte Başkan Erdoğan’ın göremediği veya görmek istemediği bu tür keneleri partisinden temizlemedikçe hayal ettiği o %70 oy oranı ile seçilmesi de mümkün olmaz. Yani seçilenler, kendisine oy veren veya vermeyen herkesin başkanı olabilmeli.

Mesela Kilis’imizin Belediye Başkanı Hasan Kara, seçilmeden önce vaatlerini sıralayan broşürler hazırlamıştı. Broşürlerinde, yapacaklarını 33 madde halinde sıralayan Sn. Kara, görev süresinin sonuna doğru yeni yerel seçimler arifesinde, eğer kendi siyasi hayatını sonlandırmadıysa, yapabildiklerini ve yapamadıklarını, yapamadıklarının nedenlerini, birer birer açıklamalı değil midir? Bizim görebildiğimiz kadar 33 vadinden sadece 2 tanesinden aldığı not ‘pekiyi’ yani 4. Bu hizmetler, ‘cenaze ile e-belediye’ hizmetleridir. Buna karşılık, aralarında ‘kentsel dönüşüm, halk ekmek, kent konseyinin aktifleştirilmesi, sivil toplum örgütleri ile çalışmalar, eğitim kampusları için alan oluşturmalar, butik otellerin kurulması, otopark sorununun çözülmesi, yolların genişletilmesi, yeni hal, kuzey çevre yolunun yapılması vb.’  de bulunduğu 19 maddeden ‘0’ almış durumda. 4 üzerinden yapılan değerlendirmede 6 maddeden 1, 3 maddeden 2, 3 maddeden de yine 3 alabilmiş. Ayrıca zaman zaman röportajlar vererek vaat ettiği hizmetlerin de birçoğunu yapamamış durumda. Yaptım diyebildiği bazı hizmetler de, ‘keşke yapmamış olsaydın’ dedirttirecek türden. Sonuç olarak Hasan Bey’in çok zayıfı var ve ‘sınıfta kalmış’ görünüyor. Eğer sınıf tekrarı isterse, buna halkımızın ne diyeceği yerel seçimlerde belli olacak. Ama Kilis, Başkan Kara ile koskoca 5 yılını heba etti.

 

Bereketli ve mutlu günlerde yaşamak umuduyla kalın sağlıkla…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

× Kilisin Sesi' ne hoş geldiniz.