Eğitimde Geçen Süre Çalışma Süresinden Sayılır mı? Bir Genç Yetişkinin Hikayesi
Bazen hayat, bir soru ile başlar. “Eğitimde geçen süre çalışma süresinden sayılır mı?” Bu basit gibi görünen sorunun ardında çok daha derin bir anlam gizlidir. Özellikle bir insanın hayatında eğitim ile iş arasında geçiş yaptığı, kararsızlıklarla dolu o dönemde… O dönemde, hayatta atılacak her adımda, her düşüncede, her tereddütte, bu soruya verilen yanıt en büyük belirleyici olur. İşte ben de böyle bir dönemdeydim. 25 yaşında, Kayseri’nin sakin sokaklarında yaşamını sürdüren bir genç olarak bu soruyu kendi hayatımda her gün sorguluyordum. Bazen umutla, bazen hayal kırıklığıyla… Ama her zaman cevapsız kalıyordu.
Bir Yetişkinin Duygusal Yolculuğu: Kayseri’nin Sakin Sokaklarında
Kayseri’de bir sabah, sessizliğin içinde uyanırken aklımda yalnızca tek bir şey vardı: “Bugün yine ne yapacağım?” Hani, sabah işe gitmek zorunda olmadığım bir gün, üniversiteyi bitirip birkaç yıl çalıştıktan sonra bir türlü istediğim düzeni kuramadığım o günler… Yıllardır peşinden koştuğum sorularla baş başa kalıyordum.
O sabah biraz fazla kahve içmiştim, sabahın kör karanlığında yalnızca pencereden dışarı bakarak saatlerce düşünmüştüm. O an, kaygılarımla birlikte geçirdiğim yılları hatırladım. Eğitim mi, iş mi, hangisi daha önemli? Eğitimde geçen süre gerçekten sayılır mı?
“Hikâyem Burada Başlıyor” Dediğim An
İçimde büyüyen bu belirsizlikleri ilk kez fark ettiğimde, 22 yaşımda, üniversite sonrasına geçiş yaparkenydi. Kayseri’nin o alışık olduğum sokaklarında, üniversiteden mezun olduktan sonra bir kariyer bulma kaygısı içindeydim. Hani şu hepimizin içinde yer etmiş, büyük bir adım atarken bir an bile tereddüt etmemek gerektiğini söyleyen o kaygı… “Eğitim tamam, peki ya sonrası?” diye sorgularken, eğitimde geçen zamanın bu hayat yolculuğunda aslında ne kadar değerli olduğunu fark etmeye başladım. Ama bir şey vardı… O kadar emek harcamış, saatlerce ders çalışmış, sınavlara girmiş, dergilere makaleler yazmıştım ki… Şimdi, tüm o geçen zamanın karşılığında ben ne yapıyordum?
Üniversiteyi bitirip başladığım ilk işimde, ben de birçok genç gibi “Eğitim mi, iş mi?” diye sorgulamıştım. Çalışırken sürekli şunu düşünüyordum: “Burada geçirdiğim zaman gerçekten değerli mi? Yoksa sadece hayatın akışında bir anlık bir ara mı?”
O “Eğitim” Günleri
Bir gün, eski arkadaşım Arda ile buluştum. Kayseri’nin o meşhur pastanesinde bir çay içelim dedik. Konu yine aynıydı; “Eğitimde geçen süre çalışma süresinden sayılır mı?” Arda, akademik bir kariyer yapmak isteyen bir arkadaşımdı. “Ne düşünüyorsun?” diye sormuştum ona. O an, gözlerinde bir belirsizlik ve kararsızlık vardı. “Eğitimde geçen süre, belki çalışma süresinden sayılmıyordur,” demişti. “Ama eğer öğrendiğimiz şeyler işimize yarıyorsa, o zaman sayılır gibi geliyor.” Onun cevabı, hayatıma bir ışık gibi parladı. Belki de eğitim yalnızca okuldan ibaret değildi. Belki de eğitim, kişinin kendisini geliştirmesi, dünyaya bakış açısını değiştirmesi, iş hayatında uygulayabileceği bilgileri kazanmasıydı.
Duygularım karma karışıktı. Bir yandan, yıllardır geçirdiğim eğitimin tam anlamıyla karşılığını almak istiyordum. Ama diğer taraftan da iş dünyasında öğrendiğim pratik bilgilerin ne kadar değerli olduğunu fark ediyordum. Eğitimle geçirilen zaman ne kadar anlamlıydı, ama pratikte de bir şeyler yapıyor olmanın değeri de ayrıydı. İçimde bir huzursuzluk vardı.
Umut, Hayal Kırıklığı ve Çalışma Süresi
O an, eğitimle geçen sürenin bir çalışma süresi gibi hissedilmesi gerektiğini düşündüm. Çünkü, her dersin, her kitap sayfasının, her makalenin sonunda kazandığım bilgi, bana bir şeyler kattı. Ama bir yandan da, her iş gününde, günlük rutinimde geçirdiğim her saat, bana o eğitimin gerekliliğini hatırlatıyordu. “Eğitim mi, iş mi?” sorusunun cevabı belki de her zaman birbiriyle iç içeydi. Her iş günüm, bir eğitimdi. Her çalıştığım saat, bir öğrenme fırsatıydı. Ama bunu fark etmek, zaman aldı. Çünkü bazen yalnızca okuduğum kitapların içindeki bilgilere odaklanmışken, o anın değerini görememiştim.
Bir gün iş yerindeki eski patronum, benimle konuşmaya geldi. “Sana bir soru sorayım,” dedi. “Eğitimde geçen süreyi çalışma süresi olarak saymak doğru mu?” Ben, yıllarca aklımı kurcalayan bu soruyu birinin bana sormasından tuhaf bir şekilde rahatsız oldum. “Bilmiyorum,” dedim, “Belki eğitim hayatının kendisi zaten bir çalışma süresi.”
O an, bu sorunun cevabını bulmanın çok zor olduğunu fark ettim. Her şeyin iç içe geçmiş olduğu bir hayatta, bir şeyin ne zaman eğitim, ne zaman iş olduğu konusunda kesin bir çizgi çizmek neredeyse imkansızdı. Eğitimde geçen süre bir çalışma süresi mi, yoksa sadece bir geçiş süreci mi? İçimdeki karmaşa, her geçen gün biraz daha büyüyordu.
Sonunda: Eğitim ve Çalışma, Birbirini Tamamlayan İki Süreç
Evet, eğitimde geçen süre çalışma süresinden sayılmalı mı? Belki de bu sorunun cevabı her birey için farklıdır. Kayseri’nin sokaklarında yürürken, geçmişteki tüm o eğitim sürecimle ilgili düşüncelerim farklı bir şekilde şekillendi. Artık ne kadar öğrendiğimi ve ne kadar şey kazandığımı daha net görebiliyorum. Eğitimim, çalışma hayatımın temeliydi ve her eğitim, her okuma, her araştırma aslında bir çalışma süresiydi.
Ve belki de en önemlisi, o sabahki sessizlikte fark ettiğim şey: Eğitim, aslında sadece bir başlangıçtır. Çalışma hayatı, eğitimle şekillenen bir yolculuk. Eğitimde geçirilen her an, iş hayatındaki başarılarımıza eklenen bir yapı taşına dönüşür. O yüzden, bu iki sürecin birbirinden ayrılması çok zor, belki de gereksizdi. Sonuçta, hayat bir bütün. Eğitimle başlayıp, işte devam eden bir yolculuk…