A. Servet Yılmaz
A. Servet  Yılmaz
a.servetyilmaz@hotmail.com
EKONOMİ VE KALKINMA
  • 0
  • 782
  • 19 Nisan 2018 Perşembe
  • +
  • -

İslam toplumunu oluşturan biz Müslümanlar, Kur’an ve Sünnet’i hayat rehberi olarak görmekte, fakat hayatımıza dair hususlarda ondan gerekli ve yeterli şekilde istifade edememekteyiz. İslami kaynakları salt bir inanç, ibadet ve ahlak kaideleri olarak görmekteyiz. Bu kaynakları, hayatın tümüne şamil bir çerçevede düşünememekte ve görmemekteyiz. Bunun yerine, günümüz insan ve sosyal hayatı yapılandırmada, mantığımızı ve medyamızı kendimize yeterli bir kılavuz görmekteyiz. Bu ise bizim psikolojik ve sosyolojik olarak çıkmazlara saplanmamızı sonuç vermektedir.

Câhiliye toplumu insanları, İslam’la tanıştıklarında Kur’an ve Hz. Peygamber (sav)’in öğretilerini öyle irdelemiş, tetkik etmiş ve oradan anlamlar çıkarmışlar ki bu onların tüm hayatlarını düzenlemeye yetmiştir.

Örneğin; o gün, Arapların klasik savaş taktiği vur kaç sistemi veya düşmanı çöle çekerek yok etme şeklindeydi. Fakat Kur’an’da, “Bilin ki Allah kendi yolunda sağlam örülmüş bir duvar gibi kenetlenmiş saflar halinde çarpışanları sever.”[1]ayetiyle savaşlarda saf sistemini oluşturdular. Müslümanların sayısı artınca Raşit Halifeler döneminden itibaren ordu taburlar şeklinde düzenlendi.

Yeryüzüne insanı gönderen Allah, yeryüzünü insanın tüm ihtiyaçlarını temin edebileceği ve karşılayabileceği bir mekân olarak hazırlamıştır.[2] Hz. Âdem (as)’ın yeryüzüne indirilmesiyle, artık insanlar burada yaşamaya başlamış ve Allah, onlara kendi içlerinden peygamberler göndermiştir.

Bu peygamberlerden Hz. İbrahim (as)’ın hayatı, medeniyet bağlamında birçok ders içermektedir. Örneğin; O’ndan Mekke’nin ıssız, kurak ve çorak arazisinde[3] yeni bir medeniyet ve şehir kurması istendi. O, İlk olarak bir mekân inşa etti. Burası insanların rablerine ibadet edecekleri Kâbe’ydi.[4] Akabinde ise burada ciddi bir şehirleşme hareketi başlattı. Bu şehir, Yüce Allah tarafından insanların toplanma ve buluşmasını sağlayacak dini bir merkez şehir kılındı[5] Bu şehrin inşası sürecinde Hz. İbrahim (as)’ın yaptığı dualar, bize İslam şehir medeniyetinde olması gereken yapılara işaret etmektedir. Bunlar;

  • Güvenlik ve asayiş,[6]
  • Ekonomik ihtiyaçlarının helal ve temiz şeylerden teminini sağlayan yapılar,[7]
  • Eğitim-öğretimin insan odaklı ve vahiy eksenli yapıldığı kurumlar,[8]
  • Sosyal dayanışma ve birlik ruhunu oluşturan organizasyonlar,[9]
  • Yeni nesillerin geleceğe hazırlanmasını sağlayacak mekanizmalardır.[10]

Hz. Peygamber (sav) Mekke’den Medine’ye geldiğinde, bu yeni şehirde İslam’ın ve dönemin şartlarına uygun bir şehir medeniyeti kurmaya başladı. Buna dairHz. Peygamber, “Hz. İbrâhim Mekke’yi harem yaptığı gibi ben de Medine’yi harem yaptım” sözleriyle şehri harem ilân etti.[11] İlk önce şehrin sınırlarını eni 20 km ve boyu 20 km olarak belirledi. Bu sınırlar içerisinde avlanmayı, ağaç kesimini yasakladı ve yeni ağaçlarla şehrin zirai ve sıhhi yapısını geliştirdi. Medine, ticaret güzergâhı üzerinde bulunduğundan, şehrin sokaklarını aynı anda gidiş-geliş istikametlerinde yüklü birer devenin geçeceği oranda genişletti. Akabinde şehrin değişik noktalarına yeni pazar yerleri ihdas etti. Önceden de ticari tecrübesi bulunan Hz. Peygamber, ekonomik işleyişin koordinatörü ve kontrol edicisi olarak önemli bir rol üstlendi. Ayrıca bu pazarlarda esnaf olarak Müslümanların öncü ve yönlendirici rol oynamalarını istedi. Bunun yanında Medine bir ziraat şehriydi. Ziraî faaliyetleri hurma ağacı yetiştirmekle sınırlıydı ve halkın en büyük derdi bu ağaçların sulanması idi. Hz. Peygamber, daha önce açılmış bir su kuyusunun hemen yanı başında bir başka kuyunun açılmasını yasaklamış ve kuyular arasındaki asgarî bir uzaklık tespit etmiştir.

Hülasa, İslam şehir ve medeniyet yapısında ekonomi, ticaret ve üretim önemli bir unsurdur. Bu saha, insanların ihtiyaçlarıyla doğrudan ilgilidir. Bizim önem açısından geriye itelediğimiz ekonomi ve üretim, dünya ve ahiret huzurumuzun temininde önemli rol oynamaktadır. Bu açıdan ekonomik yapılanma, kalkınma ve gelişmeyi doğrudan etkileyen bir kuvvettir. Gelecekte İslam Medeniyeti’ni kurma ideali olan bizler, Müslümanların bu sahada atılım ve girişimlerde bulunmalarını sağlamalı ve onlara danışmanlık yapmalıyız.

Ayrıca tüm Müslüman kardeşlerimizin Mirac Gecesi’ni tebrik eder, fert ve toplum olarak Allah’la buluşmamıza vesile olmasını dilerim.

Abdullah Servet YILMAZ

a.servetyilmaz@hotmail.com

 

[1] Saf Suresi: 61/4.

[2] bkz.: Bakara Suresi: 2/36

[3] bkz.: İbrahim Suresi: 14/37.

[4] bkz.: Bakara Suresi: 2/127.

[5] bkz.: Bakara Suresi: 2/125.

[6] bkz.: Bakara Suresi: 2/126.

[7] bkz.: Bakara Suresi: 2/126.

[8] bkz.: Bakara Suresi: 2/129.

[9] bkz.: İbrahim Suresi: 14/37.

[10] bkz.: Bakara Suresi: 2/128.

[11]Buhârî, “Büyûʿ”, 53, “Cihâd”, 71, 74; Müslim, “Ḥac”, 454.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

× Kilisin Sesi' ne hoş geldiniz.