Ahmet Laz
Ahmet  Laz
ahmetlaz@hotmail.com.tr
RAMAZAN BEREKETİ
  • 0
  • 560
  • 04 Haziran 2018 Pazartesi
  • +
  • -

Oruçlu kaldığımız zaman itibarı ile belki de tarihin en uzun ramazanlarından biri içinde bulunduğumuz ramazandır. Ramazan, özetle nefisle mücadele ayıdır. Tasavvufta 72 şeytanın hile ve desiselerinin toplamından daha fazla kötülüğü emreden nefsi terbiye etme ayıdır.
Ramazan, mali ve bedeni ibadetlerin bir arada yapıladığı, kendimizi adeta muhasebeye çekebildiğimiz önemli bir aydır. Oruç ibadetini yaparak, bir yandan sabretmesini öğrenir, diğer yandan ihtiyaç sahiplerinin yaşam şartlarını kendi nefsimizde test ederiz. Ayrıca, hali vakti yerinde olanlar için Allah’ın (CC) emri olan zekâtlarımızı ve fitrelerimizi ihtiyaç sahiplerine ulaştırırız. Bu ayda her zamankinden daha fazla Kur’an-ı Kerim okuyarak ruhumuzu dinlendirir, özellikle rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığı Kadir gecelerinde dualar ederek rabbimizin rahmet ve bereketini talep ederiz.
Gerçekte rabbimizin, bizim ibadetimize de, infak etmemize de ihtiyacı yoktur. Mülkün tamamı da o’nun olduğuna göre, bize emanet edilen serveti, O’nun rızasına uygun olarak dağıtmak veya dağıtılanları alıp ihtiyaçlarımızı karşılamak, bu yaptıklarımızın karşılığında da sevap kazanarak vaat edilen cennet ve cemalullaha kavuşmak, biz Müslümanların vazgeçilmez gayesidir. Ramazan, bu hedefe en yakın olduğumuz müstesna bir aydır.
Ramazanda oruç, zekat, fitre, teravih ve itikaf gibi ibadetlerin amacı, nefsimizi terbiye ederek rabbimize kul olduğumuzu ifade etmektir. Eğer bulabilirsek kadir gecesinde de manevi tekamüle ulaşmaktır. Nefisle mücadelenin çok çeşitli yöntemleri vardır. Yaratılışı gereği iyiliği yasaklayıp, kötülüğü şiddetle emretmeye meyilli olan nefis, en azgın halinde, ‘Nefs-i Emmare’ olarak adlandırılır. Kötülüğü önceden anlasa da yine kötülük peşinde koşan, ancak sonradan pişman olan nefis de, nefsin ‘levvame (pişmanlık)’ seviyesidir. Kötülüğü önceden anlayıp, kötülüğe yaklaşmamaya gayret eden nefse ‘mülhime (ilham edilen)’, her haliyle yaratana teslim olmuş nefse de, ‘mutmainne (tatmin olmuş)’ denir ki huzura kavuşmuş, rabbimizin memnun olarak hitabına mazhar olan en düşük nefs mertebesi de budur. Nefsin dereceleri burada bitmez. Nefsin, ‘Radiye, merdiye ve safiye’ olarak isimlendirilen daha üstün nitelikli dereceleri de vardır.
Geçtiğimiz hafta içinde, İstanbul’un Fethinin 565. Yıldönümünü güzel programlarla kutladık. Efendimizin, bize İstanbul gibi bir şehri emanet eden ordu ve kumandanını, ‘ne güzel ordu ve ne güzel kumandan’ diyerek methettiği atalarımızı sahiplenmek bizler için büyük şereftir. Bugün bile içinde bulunduğumuz kavganın ana sebebi, önce Kudüs’ü sonra da İstanbul’u fethederek emin birer beldeler haline getirmemizle başladı. Fetihle çağ kapatıp çağ açan Fatih Sultan Mehmet’i, onu yetiştiren Akşemsettin’i, nakış gibi işleyen Mimar Sinan’ı bu millet asla unutmayacaktır. Emeği geçenlere teşekkür ederiz.
Bu vesile ile tüm Müminler için, içinde bulunduğumuz Ramazan ayının bereketli, feyizli, huzurlu ve duaların kabul edildiği bir ay olmasını dilerim.
Daha nice ramazanlarda buluşmak umuduyla kalın sağlıkla…

Ahmet Laz
ahmetlaz@hotmail.com.tr

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

× Kilisin Sesi' ne hoş geldiniz.