A. Servet Yılmaz
A. Servet  Yılmaz
a.servetyilmaz@hotmail.com
RAMAZAN ORUCU VE EĞİTİM-ÖĞRETİM FONKSİYONU
  • 0
  • 493
  • 28 Mayıs 2018 Pazartesi
  • +
  • -

İnsan, çok yönlü bir varlıktır. Maddi-manevi yapısında birçok bileşen mevcuttur. Ham ve hazır halde dünyaya gelen insanın “İdeal İnsan” olabilmesi için, eğitim-öğretime tabi tutulması yani kendisine zor da gelse bir takım süreçlere dâhil edilmesi ve gerekli aşamalardan geçmesi icap etmektedir. “Zorunlu Eğitim” kavramı buna güzel bir örnektir. Bizler bugün insan eğitim-öğretimi konusunda, ideal olanı oluşturma ve inşa etme çabalarımızı hızla sürdürmekteyiz.
Bugün ki mevcut eğitim-öğretim programlarının yoğunlaştığı husus “Teorik” boyuttur. Teorik boyutun olması gerekenden fazla itibara alınması ve uygulama boyutuna yeteri kadar önem verilmemesi büyük bir eksikliktir. Evet, bugün eğitim-öğretimde ana problemlerimiz arasında, uygulama ve tatbikat eksikliği başta gelmektedir.
İnsan eğitim-öğretiminde bugün her şeyin kolay olmasını ve zor olmamasına istiyoruz. Yani bizim gelecek nesillerimiz ve teminatımız olan çocuklarımıza karşı gösterdiğimiz aşırı merhamet ve şefkatle karışık yanlış yaklaşım, çok büyük problemleri de beraberinde getirmektedir. Hâlbuki eğitim-öğretimde, insan gerçeği göz önünde tutularak hareket edilmelidir. Kolaylığın olduğu yerde kolaylık, zorluğun olması gerektiği yerde de zorluk tatbik edilmelidir. Yani terlemesi gerektiği yerde terlemeyi, aç kalması gerektiği yerde de aç kalmayı öğrenmek durumundadır. Bunlara ilave olarak gün geçtikçe insana uygulanan eğitim-öğretimin nazikleştirilmesi, köteğin kaldırılması, cezaların hafifletilmesi, öğrenciye toz kondurulmaması gibi işin usul ve icabına aykırı şeylerle hedefe ulaşmaya çalışmak, çıkmaz sokakta yol almaktır. En sonunda bu caddenin çıkmaz sokak olduğu anlaşılacaktır.
İslam dini 1500 yıla yakın bir tarihi geçmişe sahiptir. Ortaya çıktığı günden bugüne değin, kimi zaman kıtaları nurlandırmış ve kimi zamanda dar bir coğrafyaya sıkışıp kalmıştır. Kimi zaman doğru anlaşılarak maddi-manevi harikalar ortaya çıkartmış ve kimi zaman da yanlış anlaşılarak maddi-manevi çöküşe sebep gösterilmiştir.
İslam dini tüm teorik, pratik ve diğer içerikleriyle dünya ve ahiretimize yetecek yegâne dindir. Bugün bizler İslam’ın her bir inanç, ibadet ve ilkesinin hikmet ve hakikatini kavrayamamaktayız. Fakat İslam’ın hem teorik hem de pratik esasları, insanın tüm yönlerine en muvafık dindir. Bu muvafıklık, gelecek yıllarda belge, araştırma ve tetkiklerle tescillenecektir inşallah.
İçinde bulunduğumuz Ramazan Ayı, “Onbir Ayın Sultanı” namıyla şöhret bulmuştur. Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen tek ay. Ramazanın gelişini kimi nefis özlem ve hasretle beklerken; kimi de gaflet ve nefsine esir olmanın sonucu olarak öfke ve nefretle karşılamaktadır.
Bugün bizim insanlarımız ve özelde çocuklarımızla ilgili şikâyet sadedinde dile getirdiğimiz;
Hep kendisini düşünüyor,
Bir parça sabır göstermiyor,
Günde kaç öğün yemek yediği bilinmiyor,
Çocuklarımız bizden bir şey istediklerinde hemen o an oluvermesini istiyor,
Başkalarının halinden hiç anlamıyor,
Başladığı bir işi bitirmeyi huy edinmemiş,
Toplumda birlik ve dayanışma kalmamış,

Tüm bunlar ve benzer problemlerin ortaya çıkışındaki temel sebepler, İslam’ın emrettiklerine yönelik lakayıtsızlığımızdır. Bize göre mevcut problemlerin çözümü için bugün sıraladığımız tatlı ve kolay yollar, bize çözüm olacak şeyler değildir.
Orucu bir ibadet olarak düşünmenin ve görmenin yanında bir eğitim-öğretim tatbikatı görmemiz ve başta çocuklarımıza ve insanlarımıza bunları öğretmemiz gerekir. Özellikle 7 yaş ve üstü çocuklarımıza bu ibadetin varlığını hissettirecek uygulamalar geliştirmek gerekir. Kimini sahura kaldırma, kimini öğlene kadar tutturmak, kimini teravihe götürmek ve kimini ise taviz vermeden ve ödül koyarak tüm gün tutmasını sağlamak gerekir. Evet, oruç çocuklarımız ve insanımız için birçok bireysel ve sosyal problemlerimizin çözümüdür.
Abdullah Servet YILMAZ
a.servetyilmaz@hotmail.com

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

× Kilisin Sesi' ne hoş geldiniz.