A. Servet Yılmaz
A. Servet  Yılmaz
a.servetyilmaz@hotmail.com
TEBLÎĞ VE PROPAGANDA
  • 0
  • 673
  • 26 Mart 2018 Pazartesi
  • +
  • -

TEBLÎĞ VE PROPAGANDA

Teblîğ: “İslam’a çağırma, muhtevasını muhataplara ulaştırma, onlara İslam’ın doğruluğunu gösterme” manalarına gelirken; Propaganda ve Reklâm: “Bir fikri yayma, bir metâı tanıtma, bu maksatla ikna ve telkin yoluna başvurma” manalarını ifade eder. Ayrıca propagandaya , “Psikolojik Silah” ve “Psikolojik Savaş” manası yükleyenler de vardır.

İslam dini çorak Arabistan topraklarına ve o günün merhametsiz insanlarının gönüllerine ulaştığında, insanlar bütün varlıklarıyla ona koştular. Kabile reisi, zengin, tüccar, asilzâde, köle ve başka başka insanlar Hz. Muhammed (sav)’in teblîğine kucak açtı, gönüllerini açtı, evlerini açtı, memleketlerini açtı… Amaç ve niyet, apaçık olarak insanın kurtuluşu, huzuru, mutluluğu ve gelişmesiydi. O (sav), insanlardan bir ücret almadı, onları kendi çıkarları için kullanmadı, onların sırtını basamak yaparak saraylar ve şatafatlar elde etmedi. İnsanların geçirdikleri değişim ve olumlu dönüşüm onlara çok iyi gelmişti. Onlar, sıradan ve basit konuların insanıyken birden; bilgiyi, hikmeti, felsefeyi, siyaseti, sanatı, ahlakı, üretimi ve medeniyeti oluşturan unsurları konuşan, tartışan ve yeryüzüne yayan kimseler oldular. Onlar, dün birbirini katlederken bugün birbirlerine söyleyecekleri kırıcı ve boş şeylerden bile şiddetle kaçınır oldular. Onlar…

100 yılı geçkin bir zaman önce bizler, Suriye topraklarındaki insanlarla din kardeşi, akraba, dost ve ahbap idik.  O zamanlar bu insanlarla oturup sofralarımızı, imkânlarımızı, sevgilerimizi ve hüzünlerimi paylaşırdık.  Öyle ki ilim ve irfanımızı da paylaşır, birbirimize ikram eder, birbirimizin geliştirirdik. Örneğin: Bugün Türkiye’de tanınan Kurra Hafız Prof. Dr. Hasan Tahsin Feyizli Hoca efendinin hocası, 1968 yılında kendisinden ders aldığı Kilis’ten Kurra Hafız Merhum Kâmil Kıdeyşt’tir. Onun hocası da Halep’ten Merhum Şeyh Necîb el-A’lâ’dır. Bizim birbirimizle olan ilişkilerimiz ve münasebetlerimiz ne kadar da derinmiş meğer?

  1. ve 20. Yüzyıllarda dünyada ve özellikle Osmanlı topraklarında, “Bâtılı Hak, Hakkı ise Bâtıl Sûretinde Gösteren” bir takım insanlar cirit atmaya başlayınca her şey değişti. İngilizler, Fransızlar, Amerikalılar ve Ruslar… Arap olanlara, Arap milliyetçiliğini anlattılar da anlattılar. Sonunda onları buna ikna ettiler. Tabi bize de Türk milliyetçiliğini anlattılar ve dediler ki “Türkün Türk’ten başka dostu yoktur (!)”. Bizler de buna inandık ve böyle kabullendik. Kürde gittiler, bir kısım ucuz vaat ve yabancı fikirlerle onun da aklını ve kalbini çeldiler. Propagandaya devam ettiler ve onlara yeryüzünün kurtuluş yolu “Komünizm”dir, dediler. Bugün Arap dünyasında birçok komünist parti bulunmaktadır ve Suriye’de de ilk hamleyi yapan bu zihniyetin insanlarıdır. Örneğin, 1950’li yıllarda Halit Bektaş adında Şam’da ikamet eden bir Kürt, Sovyet destekli Suriye Komünist Partisi’ni kurdu. Başka toplulukları da “Sosyalizm” vadiyle kandırdılar. Ne pahasına olursa olsun yeter ki bu insanlar İslam’dan uzaklaşsın niyetindelerdi. Böyle bir “Psikolojik Savaş” stratejisiyle ilk önce İslam’dan uzaklaştırdılar ve bizleri birbirimize düşman ettiler. Propagandaları etkili olmuştu. Artık her şey kolaydı. Toplumlar ve kitleler kullanıma hazırdılar. Ve bugün bu topluluklar ve kitleler, başkalarının hedefledikleri şekilde ve başkalarının şartlarına uygun kullanılmaktadırlar maalesef. İşte batılıların propagandası ve neticeleri… 180 derece değişim ve dönüşüme uğramış kitleler ve topluluklar…

Bu nedenle bizler yeniden “Teblîğ” faaliyetleriyle işe koyulmalı ve İslam Medeniyeti’nin kuruluşu için tekrar kolları sıvamalıyız. Evet, anlatmak… Tarihi, dini, kardeşliğimizi, düşmanlarımızı ve geleceğimizi anlatmak. Anlatmak… Doğruyu, faydalıyı, iyiyi, hakkı anlatmak. Bizim bundan başka alternatifimiz ve çıkışımız olmadığını bilelim.

Abdullah Servet YILMAZ

a.servetyilmaz@hotmail.com

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

× Kilisin Sesi' ne hoş geldiniz.